Muğla
|
İlçeler: Bodrum, Dalaman, Datça, Fethiye, Kavaklıdere, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Ortaca, Ula, Yatağan ve Merkez ilçe Muğla'dır.
İlgi Çekici Yerler: Gökova, Kızıldağ, Uslu koyu, Katrancı koyu, Küçük kargı, Değirmen başı, Ölüdeniz, Gemiler koyu, Oyuk tepe, Çabucak, Günnücek, Çetibeli, Bucak, Pamucak ve Aşı İskelesi orman içi dinlenme yerleri.
Bargylia, Halikarnas, Herakleia, Latmos, İassos, Kaunas, Keramos, Knidos, Milas, Labranda, Letoon, Pınara, Telmessos ve Tlos ilkçağ kent kalıntıları.
Gümüş kesen Anıtı; Beçin ve Bodrum kaleleri; Milas ve Muğla ulu camileri; Ahmet Gazi Medresesi; Kurşunlu, Şeyh, Pazar Yeri, Şahidi, Mustafa Paşa, Tepecik, Hacı İlyas, Firuz Bey, Ağa ve Belen camileri; Kadızade Köprüsü; Bodrum, Fethiye ve Milas Müzeleri. |
Tarihçesi; Yöredeki ilk yerleşmelerin ilk tunç çağında (MÖ 3500-2000) kurulduğu sanılıyor. Antik çağda Muğla sınırlarının büyük bölümü, Karia bölgesi olarak anılıyordu. Karia'nın sınırları, kuzeyde Büyük Menderes ile güneyde Dalaman çayı arasındaki bölgeyi içine alıyordu. Bu bölgede bugünün Muğla merkezi, Kavaklıdere, Yatağan, Ula, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Bodrum ve Milas ilçeleri bulunmakta. Karia bölgesinin doğusu Frigya, kuzeyi Lydia, güneydoğusu Lykia ile çevrelenmişti. Muğla'nın Dalaman ve Fethiye ilçeleri Lykia Bölgesi sınırları içindeydi.
Karia adı Kar'lardan geliyor. Bölgenin yerli halkı Luvi'ler. Luvi'lerin MÖ 2000'lerden beri bu bölgede yaşadıkları biliniyor. Luvi dilinde Kar, doruk-uç anlamında kullanılıyor. Karia ise Helen ağzında "doruklar Ülkesi”ni tanımlıyor. Karia'lılar kendilerini Anadolulu sayıyorlar. Bölgenin yazılı tarihi Halikarnasos'lu ünlü tarihçi Heredot ile başlıyor. Tarihçi Heredot'a göre ise Kar'lar Ege adalarından gelip bu bölgeye yerleşiyor ve yerli halkla kaynaşıyor. Kısacası, bölgede yaşayanlar, göçlerle birlikte gelenlerle kaynaşıp MÖ. 1000 yıllarından itibaren Karia'lılığı oluşturuyorlar.
Bodrum yarımadasının dağlık yerlerinde yaşayan Leleg'ler de Karia halklarının bir bölümüydü ve taşlık kayalık yerlerde oturdukları için de Lelegler olarak biliniyordu. Bilge Umar, Leleg adının onların bu özelliğine işaret ettiğini düşünüyor. Karia kentleri MÖ 6. yüzyılda Lydia devleti egemenliğine giriyor.
MÖ 540'larda Persler bölgeye hâkim oluyor. Bu hâkimiyet ayaklanmalar, Pers-Lydia ve Pers-Helen savaşlarıyla zaman zaman kesintiye uğrasa da 200 yıl kadar sürüyor. Gerek Lydia ve gerekse Pers döneminde bölgedeki egemenlik gevşek bir egemenliktir. Bölge, hâkim devletin imparatoruna yarı bağımlı satraplarca, kentler ise satraplığa yarı bağımlı, büyük ölçüde özerk tiranlarca yönetiliyor. Karia bölgesi, MÖ 334'de Makedonya kralı Büyük İskender tarafından ele geçiriliyor, başta Halikarnasos olmak üzere kentlerin büyük bölümü yakılıp yıkılıyor, MÖ 3. yüzyılda bir süre Mısır egemenliğine, ardından da MÖ 192'den itibaren Roma egemenliği altına giriyor.
Anadolu beylikleri döneminde yaklaşık 200 yıl süreyle (1261-1451) Menteşoğulları hâkimiyeti yaşanıyor. Menteşoğulları kendilerine merkez olarak Milas yakınlarındaki Beçin Kalesi'ni seçiyorlar. 1451'de Osmanlı hâkimiyeti başlıyor, Bodrum dışında. Halikarnasos 15. yüzyılda Rodos şövalyelerine üs oluyor ve ancak Kanuni döneminde Osmanlı sınırlarına katılıyor, Rodos'la birlikte.
Halkının bir bölümü Rum olan bölge 19. yüzyıl sonlarında Aydın vilayetine bağlı Menteşe sancağının sınırları içinde bulunuyor. 11 Mayıs 1919 ve 5 Temmuz 1921 arasında İtalyan işgaline uğruyor, Cumhuriyet'ten sonra da tüm sancaklarla birlikte il yapılan Menteşe'nin adı Muğla olarak değiştiriliyor.
Genel Bilgiler: Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden birçoğunun bağlı olduğu ilin merkezi Muğla daha çok ilçelerine gidilip gelinirken "içinden geçilen bir yerdir" tatilciler için. Geziyi daha çok denizle eş tuttuğumuzdan mıdır nedir, deniz kıyısında olmayıp da turist yoğunluğu olan yöremiz pek azdır. Bu da anlaşılabilir bir şey ya biz gene de Muğla'ya en az bir gün ayırmanızı önereceğiz. Ama Muğla merkezinde konaklayıp da şehir gezisinin yanı sıra çevre gezisi de yapacaklar, dolu dolu bir kaç gün geçireceklerdir. Asar (Hisar) Dağı eteklerinden, Karadağ, Kızıldağ, Masa ve Hamursuz dağları ile çevrelenmiş ovaya doğru yayılan bir şehirdir Muğla merkezi.
1080 yılında Selçukluların, 1096'da tekrar Bizans'ın 1284'de Menteşeoğulları'nın eline geçen kent 1390'da Osmanlı topraklarına katılır. Kentin eski bölümü Saburhane, Osmanlı döneminde Rum ve Türklerin bir arada dostça yaşadığı, Rumların 1924 mübadelesinde göç etmesinin ardından eski havasını bozulmadan sürdürdüğü bölgesidir Muğla'nın.
Eski evlerin bir bölümü yeni sahipleri tarafından restore edilmiştir. Mimar Cengiz Bektaş'ın, Gazeteci İlhan Selçuk'un satın alıp onardığı evler de buradadır.
Kent turu: Kent merkezi sivil mimarinin çok güzel örneklerini barındırmaktadır. Aracınızı Valiliğin de bulunduğu meydana açılan sokaklardan birinde uygun yere bırakıp 100 metre ötedeki Arastaya girin önce. Semercisiyle, ayakkabıcısıyla, berberiyle, nalbur dükkânlarıyla, esnaf lokantalarıyla, meydandaki şadırvanıyla Arasta, 20. yüzyıl başında donmuş gibidir. Çarşıda hediyelik eşya ve Muğla dokumaları satan dükkânlar da vardır.
Arasta'da dolaşırken tarihi Saatli Kule çarpacak gözünüze. 1895 yılında Rum Filvari Usta tarafından yapılan ve üzerinde ustasının imzasını da taşıyan kulenin saati hala çalışıyor.
"Tarihi Muğla Evleri"nin en güzel örnekleri, Arastanın hemen yukarısındaki elektrik santralının üstündeki Saburhane'dedir.
Kentin başlıca dini yapıları merkezdeki Kurşunlu Camisi (1493), Pazar yeri Camisi (1842), Şahidi Camisi (1848), Şeyh Bedrettin tarafından yaptırılan ve minaresi 19. yüzyıl başında eklenen Şeyh Camisi (Şeyh Bedrettin Mahallesi'nde, 1565) Menteşe Beyi İbrahim bey tarafından yaptırılan Ulu Cami (Elektrik Fabrikası karşısında, 1334)'dür.
Osmanlı yapısı Yarım han, Yağcılar hanı ve Konakaltı hanları görülmeye değer. Restore edilerek bugün de kullanılan Yağcılar Hanı turistlerin uğrak yerlerinden. 250 yıllık Konakaltı Hanı Konakaltı Kültür Merkezi olarak hizmet veriyor. 1334 yılında Menteşe Beyi İbrahim Bey tarafından Ulu Caminin vakfiyesi olarak yaptırılan Vakıflar Hamamı yapılan restorasyon çalışmalarının ardından bugün Muğlalıların olduğu kadar yerli-yabancı turistlerin de ilgi odağında.
Asar Dağı Yamaçlarında Saburhane Turu: Saburhane'nin dar sokaklarında, eski Muğla evlerinin arasında dolaşın ve tepeye kadar çıkın. Fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın. Çünkü her köşeyi döndüğünüzde deklanşöre basmanızı gerektirecek bir kare çıkacaktır karşınıza. Evlerin bacaları dikkatinizi çekecek. Kiremitten şapkalı bacalar Muğla evlerinin simgesi sayılır. Evler iki katlı ve çoğunlukla küçük bir avluya sahiptir. Yüksek duvarlarla sokaktan koparılmış avlularına iki kanatlı ahşap kapılardan izin alıp gireceksiniz. Belki bir Muğlalı sizi evine davet edecek. Birbirini rahatsız etmeden, önünü kapatmadan kat kat yükselen evlerden birinde ağırlanacaksınız.
Muğla'nın Saburhane Mahallesi kentsel SİT alanı ilan edilmiş, sadece evler değil sokaklar, duvarlar ve “kuzulu kapı” adı verilen kanatlı kapıları da korumaya alınmış. Belediye, valilik ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çabasıyla kentsel koruma bilinci geliştirilmiş. Ne mutlu ki, yıkılmaya yüz tutmuş kimi evler devlet ve özel kuruluş ve kişilerin katkısıyla korunmaya çalışılıyor.
Dönüşte Muğla Müzesi'ne mutlaka uğramalısınız. Hafize Ana (Hafize Kaşıkara) Evini ve Belediye tarafından restore edilerek Kültür Merkezi'ne dönüştürülen Şerefliler Evi'ni görmelisiniz. 200 yıllık geçmişi olan Hafize Ana Evi ödül almıştır. |
Muğla Müzesi: Adliye'nin arkasındaki eski cezaevi binasındadır. Müzeye antik kalıntılarla, heykellerle dolu bahçeden geçilerek giriliyor. Müze kapalı alanında da sergilenen arkeolojik buluntuların büyük bölümü Stratonikeia antik kenti kazılarından getirilmiştir.
1992 yılı sonlarında Özlüce köyü Kaklıcatepe'de yapılan kazılarda 3 fosil yatağında bulunan ve 5-9 milyon yıl önce yaşamış hayvan ve bitkilere ait fosillerin sergilendiği Turolian Parkı Doğa Tarihi Bölümü müzenin en ilginç bölümüdür. Muğla'nın çeşitli yörelerinden giyim kuşam ve kullanım eşyalarının sergilendiği Etnografya bölümü de ziyarete değer.
|
Maketlerde Muğla Evleri: Muğla evleri o kadar ün kazandı ki, evler şimdi maketlerde yaşatılıyor ve meraklılarına satılıyor. 4 yıl önce yaptığı ilk Muğla evi maketi ABD'nin Ford Lauderdale kentindeki Dağa tarihi Müzesi'nde sergilenen Mimar Ertuğrul Aladağ, şimdi kurduğu atölyede ürettiği Muğla evlerini meraklılarına satıyor.
Alışveriş ve Geleneksel Pazar Yeri: Muğla'ya yolunuz Perşembe günü düşerse Muğla Pazarı'nı gezmeyi unutmayın. Turist grupları bu pazar için kilometrelerce ötedeki tatil yerlerinden kalkıp geliyorlar. Pazarda bol ve ucuz sebze meyvenin yanı sıra yöreye özgü dokumalar, dantel, iğne oya işler, halı ve hediyelikler de satılıyor.
Perşembe gününü kaçıranlar, yöresel dokuma ve halı için Yağcılar Hanı'na uğramalılar. Muğla'ya 14 km uzaklıktaki Yeşilyurt beldesinin el dokuma ürünleri bu beldede olduğu gibi İl Özel İdare Binasının altında MELSA satış noktasında da üretiliyor ve satılıyor. Fiyatları oldukça uygundur. Başka yerde bulamayacağınızı da hatırlatalım.
Denizli'nin zengin tekstil ürünleri ve hazır giyim ise Muğla çıkışında üniversite karşısında sergileniyor.
Muğla Üniversitesi: Muğla merkezinde kuruluşunun 10. yılını geride bırakan Üniversite şehre büyük hareketlilik getirdi. Muğla çıkışında Kötekli mevkiinde bulunan geniş alana dağılan üniversite, fakülteler, yüksek okullar ve meslek yüksekokullarını içeriyor. Üniversiteye bağlı Fethiye, Ortaca, Milas, Dalaman ve Ula gibi ilçe merkezlerinde de yüksek okullar yer alıyor. Üniversitede 13000 kişi öğrenim görüyor. Kampusta eğitim tesislerinin yanı sıra, kongre-toplantı salonları, kültür - eğlence merkezleri, sağlık üniteleri, kapalı-açık spor salonları ve yüzme havuzları, spor tesisleri de yer alıyor.
Karabağlar Yaylası: Muğla şehir merkezine 3 km uzaklıktaki Karabağlar Yaylası zaman ayrılıp görülmeye değer. Soğuk kaynak suyu, ulu çınarları, bol meyve ağaçları ile sıcak günlerde bir kaçış yeridir Karabağlar. Yaylanın beyaz badanalı, kırmızı kiremitli evleri Muğla'nın Saburhane mahallesinin korumaya alınmış tarihi evleriyle aynı özellikleri taşır. Yayladaki bu yerleşim de korumaya alınmış, çirkin yapılaşmaya izin verilmemiştir. Yaşayanlar evlerine ve çevrelerine de sahip çıkmaktadır.
Karabağlar'a gelenleri bir sürpriz de beklemektedir. Keyif oturağı ve Süpüroğlu mahallerindeki lokantalarda nefis "kuyu büryanı" sunulmaktadır. Kaçırmayın deriz.
Yaylanın doğal ve tarihi dokusu korunup geliştirilirse eğer, yakın zamanda turistler için bir çekim merkezi olacağından kuşku yoktur. Muğla çevresinde Karadağlar dışında başka gezi ve piknik alanları da var. Ova'yı çevreleyen dağlardan biri olan Kızıldağ yamacında, çam ormanı içindeki Kızıldağ piknik alanı, Muğla-Denizli yolunun 18. km'sindeki Yaraş Piknik yeri ilk elde sayılabilecekler arasında.
Turolian Parkı: Muğla'nın doğu tarafında, Özlüce Köyü Kaklıcatepe'de yapılan araştırmalarda çıkarılan fosiller, Muğla Müzesi Doğa Tarihi Bölümünde Turolian Dönemi Buluntuları olarak sergileniyor. Boynuzlugiller, gergedangiller, hortumlu memeliler, domuzgiller, atgiller ve bir bölüm etgil ailelerinden önemli fosillerin bulunduğu Kaklıcatepe'deki üç ayrı alanda kazı ve araştırmalar 1992 sonlarında başlamıştı. Doğu Asya'dan İspanya'ya kadar çok geniş bir coğrafyada günümüzden 5-9 milyon yıl önce yaşamış ve yok olmuş canlıların fosilleri ilk kez İspanya'nın Teruel havzasında bulunduğu için bu döneme Turolian deniyor.
Coğrafi konum: Türkiye`nin güneybatı ucunda yer alan Muğla ili, güneyinde Akdeniz ve batısında ise Ege Denizi ile çevrilidir. İl, Toros kıvrım sistemiyle Batı Anadolu kıvrım sisteminin iç içe geçtiği dağlık bir bölgede yer almaktadır.
Muğla ili Maden ve Enerji Kaynakları: Muğla ili, maden potansiyeli bakımından zengin sayılabilecek bir ilimizdir. Bunların başında mermer, krom ve linyit gelmektedir. Muğla ili, hem mermer üretimi hem de mermer işletmeciliği bakımından ülkemizdeki önemli illerden biridir ve mermer üretim ve işletmeciliği ile Ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Güllük limanından değişik ülkelere mermer ihracatı yapılmaktadır. İldeki diğer endüstriyel hammadde kaynakları ise başta feldspat, diyasporit ve kükürt olmak üzere, kireçtaşı, dolomit, manyezit, kum-çakıl, grafit ve çimento hammaddeleri olarak sayılabilir.
Milas-Karaca hisar'da kapalı işletme yöntemiyle işletilebilecek düşük tenörlü (% 16 S içerikli) kükürt yatağı bulunmaktadır. Burada kalın bir örtü tabakasının altında linyitle birlikte bulunan kükürtlü seviyeler birlikte işletildiğinde ekonomik olabilecektir.
Ülkemizin bilinen önemli bazı diyasporit yatakları Milas ve Yatağan ilçelerinde bulunmaktadır. İlçelerde çok sayıda diyasporit yatak ve zuhurları yer almaktadır. Bu yatakların bir kısmı geçmiş yıllarda Eti Maden tarafından işletilmiştir.
Kireçtaşı yatakları ilde Yatağan ve Milas ilçelerinde yer almaktadır. Yatağan-Aldağ Tepe sahasında % SiO2 içerikleri < 1 ve %MgO içerikleri <0,1'den küçük, % 92,4 CaCO3 içerikli 16 milyon ton, Milas-Ören ve Sekköy sahalarında da % 90-98 CaCO3 içerikli toplam 96 milyon ton görünür+muhtemel kireçtaşı rezervi tespit edilmiştir. Milas ilçesinde ayrıca İkiztaş, Çukurköy ve Ketendere sahalarında da orta-iyi kalitede ve seramik sanayinde kullanılabilir nitelikte sodyum feldispat (albit) sahaları yer almaktadır. Bunlardan, İkiztaş sahasında % 8,5 Na2O içerikli 28 milyon ton muhtemel albit rezervi belirlenmiştir. Dolomit oluşumlarına Fethiye ve Milas ilçelerinde rastlanmaktadır. Fethiye'de Sekiköy ve İncirköy sahalarında % 32-34 CaO ve % 19-21 MgO arasında değişen içeriklere sahip dolomit sahaları bulunmaktadır. Milas-Ören'deki dolomitlerin ise % CaO ve % MgO içerikleri sırasıyla 30,6 ve 22'dir.
Milas, yatağan ve Merkez ilçede de grafit sahaları yer almaktadır. Bunlardan bazıları geçmiş yıllarda işletilmiştir. Ayrıca ilde Dalaman ilçesindeki manyezit, Yatağan ilçesindeki çimento hammaddeleri ve Merkez ve Milas ilçelerindeki grafit zuhurları da diğer endüstriyel hammadde kaynaklarıdır. Merkez ilçe, Milas, Marmaris ve Köyceğiz ilçelerinde de orta kalitede kum-çakıl oluşumları belirlenmiştir.
Muğla ilindeki metalik madenlerin çeşitliliği çok fazla değildir. İldeki önemli metalik madenler başta krom olmak üzere boksit, manganez ve demir olarak sayılabilir. Türkiye krom potansiyelinin yaklaşık % 6'sını Muğla-Denizli arasındaki ofiyolit birimleri içerisinde bulunan krom yatakları oluşturmaktadır. Muğla ilinde çok sayıda arama ve üretim yapılmış krom yatak ve zuhurları bulunmakta olup, bunlar ağırlıklı olarak Fethiye, Dalaman ve Köyceğiz ilçeleri ile Marmaris ve Ula ilçelerinde yer almaktadır. Bu yataklardan bazıları Karaismailler, Üzümlü, Biticealan, kazandere ve kandak krom yatakları bunlardan bazılarıdır.
Köyceğiz-Karaismailler'de % 30-38 Cr2O3 tenörlü 800.000 ton, Fethiye-Üzümlü'de % 36 Cr2O3 tenörlü 100.000 ton, Ula- Biticealan'da % 44-48 Cr2O3 tenörlü 100.000 ton, Köyceğiz-Kazandere'de % 37,5 Cr2O3 tenörlü 236.000 ton ve Ula-Kandak'ta % 40-46 Cr2O3 tenörlü 100.000 ton rezerv tespit edilmiştir. Krom yataklarının bazılarından geçmiş yıllarda Etibank önemli miktarlarda üretim yapmıştır ve sonraki yıllarda sahalar Üçköprü tesisleri ile birlikte özel sektöre devredilmiştir. Bazı yataklardan halen üretim yapılmaktadır.
Boksit yatak ve zuhurları Yatağan ilçesinde yer almaktadır. Buradaki %Al2O3 içerikleri 49-53, % Fe2O3 içerikleri 22-29 ve % SiO2 içerikleri 4-14 arasında değişen yatak ve zuhurların toplam muhtemel rezervi 4.900.000 ton olarak tespit edilmiştir. Bunlardan Yatağan-Meşelik yöresindeki yatak geçmiş yıllarda işletilmiştir. Yöredeki boksit oluşumları genellikle diyasporitik tipte olup, sertliği nedeniyle aşındırıcı malzeme olarak kullanılmamaktadır. Yörede zaman zaman işletilen diyasporitler yurt dışına ihraç edilmektedir. Milas-Sakarya'daki demir zuhurunun tenörü değişken olup, ekonomik cevher tenörü % 30 Fe ve yukarı olarak değerlendirilmiştir. Yatakta 2.400.000 ton rezerv belirlenmiş olup, geçmiş yıllarda yataktan 140.000 ton cevher üretilmiştir.
İl sanayisinde önemli yer tutan bir diğer yer altı kaynağı ise linyittir. Yatağan ve Milas İlçelerinde önemli linyit potansiyelleri bulunmakta olup, ildeki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kömür ihtiyaçları buralardan karşılanmaktadır. |
|
|