neresidir logo
Ana Sayfa | Firmanızı ekleyin | Üye ol | Üye Girişi
   
 
Mardin sayfasında (yandaki alanda) reklamınızı yayınlayın.
1 Yıllık ücreti sadece 50.-TL+KDV
Fomy Antibakteriyel Köpük Sabun - +90.312.397 34 49 Kaanbey Pazarlama
 
Mardin

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Mardin; kuzeyinde Diyarbakır ve Batman, doğusunda Sımak ve Siirt, batısında Şanlıurfa illeriyle, güneyinde Suriye ile çevrilidir.
Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan Yukarı Mezopotamya havzasında 12.760 km'lik il alanı, doğu-batı yönünde uzanan Mardin dağlan ile bölünmüştür. Dağlardan kuzeyde Diyarbakır havzasına, güneyde Kızıltepe ve Nusaybin ovalarına doğru basamaklarla alçalan platolar yer almaktadır.
Kentin kuruluş tarihinin, M.Ö. 4500-3500yıllarında Mezopotamya'da yaşayan Subariler zamanına kadar dayandığı arkeolojik kazı ve araştırmalardan anlaşılmaktadır.
M.Ö. 3.binde, tıpkı diğer Güney Anadolu bölgeleri yerleşimlerinde olduğu gibi Hurri ve Mitanni kültürü etkin olmuş, özellikle Nusaybin'in 4 km kuzeyindeki Gırnavaz Tepesi bu kültürün merkezi olmuştur.
M.Ö. 2850'de Sümerlerin egemen olduğu Mardin, şehircilik, sulama ve tarım alanında ileri bir düzeye ulaşmıştır. M.Ö. 2500 yıllarında Akad-Sümer Devleti'nin, M.Ö. 2200-1925 yıllarında da Babil Devleti'nin egemenliği altında kalan Mardin ve çevresinde, İran dolaylarından gelen Midiller 500 yıl kadar hüküm sürmüş, M.Ö. 1367 yılında da Asurlar kenti topraklarına katmıştır. M.Ö. 1200'lerde başlayan Deniz Kavimleri göçünün yarattığı kargaşayı fırsat bilen, Sami soyundan Aramiler kuzeye göç etmeye başlamışlar ve bu göçler M.Ö. 11. ve 10. yy.lar boyunca da sürmüştür. Bu olgu, Güneydoğu Anadolu'nun etnik ve kültürel yapısını da büyük ölçüde etkilemiştir. M.Ö. 1060'da Hititler Gılgamış yakınlarında Asurluları yenmişlerse de, Mardin Asur hâkimiyetinde kalmış, M.Ö. 800 yılında da Urartu Krallığı'na geçmiştir. M.Ö. 6. yy. ortalarında yöreye egemen olan Persler Güneydoğu Anadolu'da Aramice'yi resmi dil yapmışlardır. Bu durum Arami kültürünün yörede güç kazanmasını sağlamıştır.

M.Ö. 335 yıllarında Makedonya Kralı Büyük İskender Anadolu'yu ele geçirmiştir. M.S. 250'de Roma İmparatorluğu'na katılan Mardin'in bu dönemde kültürel gelişmesini etkileyen en önemli olay Hıristiyanlığın yayılışıdır. Bizans-Sasani çatışmalarının en çok etkilediği yörelerden biri yine Mardin olmuştur.

7. yy.da Arapların yöreye gelişiyle, İslam uygarlığı yayılmaya başlamıştır. 12. yy. başlarında Selçuklu ve Artukoğulları hâkimiyeti ile Türkmenler yörede etkin hale gelmişlerdir. Bu dönemi, Akkoyunlu ve Safevi egemenliği izlemiş, Yavuz Sultan Selim zamanında, 1517'de Mardin ve yöresi Osmanlı yönetimine bağlanmıştır.

Osmanlı Dönemi'nde Diyar-ı Bekr eyaletine bağlı bir sancak merkezi olan Mardin ilinin bilinen ilk adı "Marida"dır. Süryani dilinde şehrin adı "Marde" iken, Arap ve Türkler tarafından "Mardin" adı verilmiştir.

Mardin ilinin ilçeleri; Merkez, Dargeçit, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Midyat, Nusaybin, Ömerli, Savur ve Yeşilli dir.

Bunları Biliyor muydunuz?

Mardin'in Venedik ve Kudüs'le birlikte dünya üzerinde tamamı SİT olan yapı dokusu bozulmamış üç kentten biri olduğunu;
Tarihi İpek Yolu ve verimli Mezopotamya ovası üzerinde 7000 yıldır çeşitli uygarlıklara kucak açmış, farklı mezhep, etnik grup ve geleneklere ev sahipliği yapmış bir dünya kenti olduğunu,
Doğal Açıkhava Müzesi görünümüyle UNESCO "Dünya Miras Listesi"ne aday olduğunu,
İlk üniversite eğitiminin Kasımiye Medresesi'nde gerçekleştiğini,
Telkari gümüş işçiliğinde Türkiye'nin merkezi olduğunu,
Mardin'in gecelerinde gerdanlığı andırdığını

Ören Yerleri

Dara Ören Yeri
Mardin'in 30 km güneydoğusunda bulunan Oğuz köyünde, tarihte Yukarı Mezopotamya'nın en önemli yerleşim yerlerinden birisi olan Dara, İmparator Anastasius'un (491-518) girişimiyle 505 yılında, Doğu Roma İmparatorluğu'nun doğu sınırını Sasanilere karşı korumak için, askeri amaçlı bir garnizon kenti olarak kurulmuştur. Şehir aynı zamanda sivil bir yerleşme olarak da planlanmıştır. Kaya içine oyulan yapılardan oluşan ve geniş bir alana yayılan Dara antik kentinin çevresi 4 km.lik bir surla korunuyordu. İçkale, kentin kuzeyinde ve 50 m yüksekliğindeki tepenin üst düzlüğüne kurulmuştur. Kent içinde; kilise, saray, çarşı, zindan, tophane ve su sarnıcı kalıntıları halen görülebilmektedir. Ayrıca köyün çevresinde tarihleri Geç Roma Dönemi'ne kadar giden mağara evlere de rastlanmaktadır.

Gırnavaz Höyüğü
Nusaybin'in 4 km kuzeyinde, Habur nehri kollarından biri olan Çağçağ deresinin doğusunda yaklaşık 300 m çapında ve 24 m yüksekliğinde, höyük karakterinde bir yerleşim yeridir. Arkeolojik bir merkez olarak ilk kez 1918 yılında bilim dünyasına tanıtılan Gırnavaz'ın M.Ö. 4. binden M.Ö. 7. yy.a kadar kesintisiz yerleşim yeri olduğu anlaşılmıştır. Kazılar sonucu ortaya çıkarılan mezarlarda paha biçilmez metal silahlar, süs eşyaları, vazolar, kandiller, mühürler ve tabletlere rastlanılmıştır.

Mardin Kalesi
Kente hâkim tepeye kurulan ve muhteşem taş yapıları taçlandıran kale, 975-976 yıllarında Hamdaniler tarafından inşa edilmiştir. Yüksekliği ovadan 1200 m, genişliği 30-150 m olan kalenin içinde, çeşitli zamanlarda Mardin'e uğrayan gezginlerin verdikleri bilgilerden ambar, sarnıç, hamam gibi çok sayıda yapı olduğu anlaşılmaktadır. Bugün sadece temelleri görülebilen kalenin 6 kapısı bulunuyordu ve çok korunaklı bu kaleye "kartal yuvası" deniyordu.
Rabbat Kalesi
Derik ilçesinin 15 km batısında, Hisaraltı köyünün kuzeyinde yer alan dar bir vadide yükselen bir tepenin üzerinde kurulmuştur. İnşa tarihi kesin bilinmeyen, Artuklu Dönemi'nde büyük onarımdan geçen Rabbat Kalesi'nin 15 burcu, 4 köşesinde gözetleme kuleleri, doğuda ve batıda iki kapısı vardır. Yeraltında barınaklar, saray kalıntıları, erzak ambarları bulunmaktadır.

Marin Kalesi
Nusaybin ilçesinin 15 km kuzeydoğusunda Eskihisar köyünde, eski Merdis şehrinin içinde yüksek bir kayalık üzerinde inşa edilmiştir. Kalenin inşa tarzı, Bizans Dönemi'ne ait olduğuna işaret etmektedir. Çevresi yaklaşık 1500 m olan kale, 12 kule ile desteklenmiştir. Kalenin doğusunda Merdis Krah'nın şatosu, kayalara oyulmuş bir mahzen ve sarnıç vardır.
Aznavur Kalesi
Nusaybin ilçesinin 14 km kuzeydoğusunda yer alan Aznavur Kalesi, geniş bir vadide yükselen iki tepe üzerinde kurulmuştur. 970 yılında Abdullah bi Hamdan tarafından 400 m uzunluğunda ve 30-60 m genişliğinde inşa ettirilen kalenin 14 burç ve 2 gözetleme kulesi bulunuyordu. Güneyde Suriye ovasına hâkim kulesi bugün hala ayaktadır.

Dermetinan Kalesi
Mazıdağı ilçesinin 20 km. kuzeybatısında Gümüşyuva köyünde yer alan kale, Bizans Dönemi'nde, 150 metre yüksekliğinde bir tepenin üst düzlüğünde, kervan yoluna hâkim bir noktada yapılmıştır. Sekiz burç, gözetleme kuleleri, kuzeye açılan tek kapısı ve içeride su sarnıçları, erzak ambarlan ile evler bulunan kalenin, günümüzde sadece kalıntıları görülebilmektedir.

Rahabdium-Hafemtay Kalesi
Nusaybin ilçesinin 20 km. kuzeydoğusunda, Suriye sınırına yakın bir tepe üzerinde yer alan kale, Roma Dönemi'nde inşa edilmiştir. Romalıların güneyden gelecek tehlikeler için ileri karakolu olan kale, uzun zaman Araplarla Romalılar arasında çekişme konusu olmuştur. Güneyden kuzeye doğru uzanan kalenin, uzunluğu 1500 m.yi, yüksekliği 10 m.yi bulan surlarının 14 burcu, yüksekliği 20 m.yi bulan iki gözetleme kulesi vardır. Güneyden tek kapıyla girilen kalenin içinde su sarnıçları, erzak ambarları, bazı yapı kalıntıları ile yeraltı mahzenleri görülmektedir.

Savur Kalesi
Savur ilçesinin sırtını dayadığı yüksek bir tepenin üst düzlüğüne kurulmuştur. Romalılar tarafından zamanın stratejik noktaları göz önünde bulundurularak inşa edilmiştir. İpek Yolu'nun can damarı konumundaki hâkim bir mevkide, Romalılarla Araplar arasındaki büyük çekişmelere sahne olan Savur Kalesi, bugün tüm esrarengizliğiyle ayaktadır.

Zarzavan Kalesi
Mardin-Diyarbakır karayolu üzerinde, 50 m. yükseklikteki bir tepede inşa edilmiştir. Tarihi İpek Yolu üzerindeki kalenin yapılış amacı, kervan ticaretiyle uğraşanların güvenliği içindir. Timur'un Mardin'i zapt etme girişimleri sırasında kale harap bir duruma gelmiştir.

Reyhanîye Camisi
Ulu Camii ile Şehidiye Medresesi arasında, Hasan Ayar Çarşısı içindedir. 1756'da Ahmet Paşa'nın kızı Adile Hanım tarafından yaptırılan bu caminin, yazıtlarından 19. yy.da onarıldığı anlaşılmaktadır. Enine dikdörtgen ana mekân, yörede çokça rastlanan mihrap önü kubbeli yapıların gelişmiş bir örneğidir. Kare kaideli, sekizgen gövdeli minarenin şerefeden sonrası silindirik biçim alır ve sivri külahla son bulur.

Ulu Camii ve Hamamı Şehrin merkezindeki, Mardin'in en eski camisi olan Ulu Camii'nin 11. yy.da Selçuklular tarafından kurulduğu, Artuklu Dönemi'nde bugünkü şeklini aldığı düşünülmektedir. Minaresi, Artuklu Hükümdarı Necmeddin İlgazi zamanında inşa edilmiştir. Devasa yapısıyla tarihin ihtişamını günümüze taşıyan enine dikdörtgen planlı caminin mihrap önü, altı ayak üzerine oturan tek kubbe ile örtülüdür. Ulu Camii'nin güneydoğusunda yer alan hamam ise, Artuklu Sultanı Melik Salih (1312-1363) tarafından Ulu Camii'ye vakıf olarak yaptırılmıştır.

Abdüllatif (Latifiye) Camisi
Cumhuriyet alanının güneyindedir. 1371'de Artukoğullan'ndan Melik Salih ve Melik Muzaffer zamanında görev almış olan Abdüllatif bin Abdullah tarafından, minaresi, Mısır Valisi Muhammed Ziya Tayyar Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Günümüzdeki minare ise, 1845'te Musul Valisi Gürcü Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mardin'deki son Artuklu eserlerinden olan, enine dikdörtgen planlı ve mihrap önü kubbeli yapının portali iyi korunmuştur. İki renkli taşlardan üç dilimli kemerli portalde, geometrik motifler, örgülü ve yıldız bezemeler dikkati çeker. Caminin giriş kapıları, geç dönem Selçuklu ahşap işçiliğinin özgün örneklerinden olan minber ve mahfili görülmeğe değer özelliktedir.

Şehidiye Camisi ve Medresesi
Şehidiye Mahallesi'nde yer alan cami ve medresenin Sultan Melik Mansur Nasruddin Artuk Arslan tarafından 1201-1239 yıllarında yaptırıldığı ve kendisinin de buraya gömüldüğü bilinmektedir. Eyvanlı, revaklı avlulu medresenin portalindeki taş işçiliği, caminin kuzey cephesi ile 1916-17'de yaptırılan minaresindeki işçilik, görenleri hayran bırakır.

MorBehnam (Kırklar) Kilisesi
Şehrin merkezinde Şar Mahallesi'ndeki yapı, 569 yılında Süryani azizlerinden Mor Behnam ve kızkardeşi Saro adına inşa edilmiştir. Uzun bir avlunun doğu tarafındaki dikdörtgen planlı kilise, oniki kalın sütun ve kemerlerle bölümlenmiştir. Kilisenin 400 yıllık ahşap kapıları, kök boya ile baskı perdeleri, içinde çan kulesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan çok etkileyicidir. 1170 yılında kırk şehitlere ait rölikler bu kiliseye getirilmiştir. Bugün Mardin Metropolitlik Kilisesi'dir.

Deyrülzafaran Manastırı
Mardin'in 3 km doğusunda bulunan Deyrülzafaran Manastırı, Yukarı Mezopotamya'ya bakan yamaçlarda kurulmuş tarihi yapıtlarından ve en tanınmış olanlarından biridir. Bir Güneş Tapınağı iken, Romalılar tarafından kurulan kalenin içine, Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinden sonra kiliseler inşa edilmeye başlanmış, Romalılar bölgeden çekilince, 5. yy.da Aziz Şleymun bazı azizlerin kemiklerini buraya getirterek kaleyi manastıra çevirmiştir. 1166-1932 yılları arasında Dünya Süryani Ortodoks Patriklik merkezliğini yapan manastır birçok yapıdan oluşmaktadır: kiliseler, kabul odaları, yatakhane, sunaklar, okul, mezarlar ve inziva yerleri. Yapılar çeşitli dönemlerde yapılmış, bugünkü halini 18. yy.da almıştır. Süryani Kadim Cemaati'nin dini merkezi olarak bugün de büyük önem ve anlam taşıyan manastırın içinde tarihi bir İncil ve kutsal taş mevcut ve ilk tıp fakültesinin burada kurulduğu söylenmektedir.

Deyrülumur (Mor Gabriel) Manastırı
Midyat İlçesinin 18 km doğusunda bulunmaktadır. Süryani Kadim Cemaati'nin ünlü ve büyük yapıtlarından olan manastır, yüksekçe bir tepede yapılmıştır. Manastırın temelleri Savurlu Mor Smuel ile Kartminli Mor Şemun tarafından 397 yılında atılmış ve kısa sürede tamamlanmıştır. Değişik tarihlerde içinde ve dışında ekler yapılmıştır. 615 ve 1049'da Metropolitlik merkezi olan manastırda, Kral Arcadius (395-408) zamanında Mor Şemun tarafından barınma ve dua yerleri, Kral Theodosius (408-450) çağında lahitlerin konacağı abide evi Meryem Ana Kilisesi, Resuller Kilisesi, Kırkşehit Kilisesi, Mor Smuel Mabedi, kral kızı Theodora'nın Mor Smuel tarafından iyileştirilmesi nedeniyle Theodora Kubbesi, Mor Şlemun Mabedi, 512yılında Kral Anastasius tarafından yaptırılan büyük mabet ile muhteşem mimari örnekleriyle efsanevi eser niteliğini bütün görkemliğiyle korumaktadır.

Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi
Cumhuriyet Meydanı'nda, müzenin hemen yanında bulunan kilise, Süryani Katolik Cemaati'ne aittir. 1860 yılında, Antakya Patriği İgnatios Antuan Semheri tarafından yaptırılan kilisede kemer, yuvarlak taş sütunlar ve avluda korkuluklar yer alır. Patriğin oturma yeri ile İncil vaiz yeri, üzüm salkımlı motiflerinin ahşap el işçiliğiyle bambaşka bir görünüm sergilemektedir. Patrikhane, 1895 yılında inşa ettirilmiştir. 1988 yılında Kültür Bakanlığı'na devredilen Patrikhane, restore edilerek 1995 yılından itibaren müze olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep)
Ermeni Katolik Cemaati'ne ait olan kilise "Mor Yusuf" adıyla da tanınır. 1894 yılında ibadete açılmıştır. İç mekânı 21 sütunla bölümlenen yapının dış cephesi Mardin'e özgü nakışlarla bezenmiştir. Tepesinde çan kulesi olan yapı düz damlıdır. Kilisede değerli ikonalar, gümüş kandiller, diğer dini gereçler ve kesme taştan çok özel bir sunak vardır.

İzozoel Kilisesi
Midyat'ın Altıntaş (Keferze) köyünde bulunan bu kilise, köyün kuzeyindeki en yüksek noktaya yerleşmiştir. Kilisenin görkemli konumunu vurgulayan çan kulesi Midyat'taki taş işçiliği ve işlemeciliğinin en güzel örneklerinden birisidir.

Çarşılar
Ulu Camii'nin kuzeyinde, Mardin'in kapalıçarşılarından olan Kayseriyye (Bedestan), bugün de büyük oranda kullanılmaktadır. Akkoyunlu Kasım Padişah Dönemi'nde 1487-1502 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Dört girişi bulunan çarşı tonozlarla örtülüdür. Reyhanîye Camisi'nin batısında yer alan, "Tellallar" veya "Sipahiler" çarşısı olarak da bilinen Revaklı Çarşı, bir yolun iki yanında yer alan revaklar ile arkalarındaki beşik tonozlu dükkânlardan oluşmaktadır. Mardin'in baharat kokulu çarşılarında neler yoktur ki? Baharatlar, sabunlar, kumaşlar, puşi ve hepriler kuyumcular, zanaatkarlar...

Geleneksel Mardin Evleri
1979 yılında "kentsel sit" ilan edilen eski Mardin'de, kentin üzerinde kurulduğu tepenin kayalıklarıyla iç içe, altın rengi taşlardan yapılmış, geleneksel Mardin evlerini görürsünüz. Kente karşıdan bakıldığında, üst üste yığılmış görüntüsü veren evler, aslında birbirine paralel uzayıp giden daracık sokakların ayırdığı basamaklı bir düzen içindedir. Bir evin çatısı, bir yukarıdaki evin terası gibidir. Hiçbiri diğerini gölgelemez veya birbirinin penceresini kapatmaz. Hiçbiri diğerinin o müthiş manzarasını kesmez ve hepsi güneye, Mezopotamya'ya bakar. Sokaklar birbirine abbaralarla (geçit) bağlanmış, böylece tüm kentin çevresini dolaşmak yerine, pratik bir yöntemle bir üst sokağa çıkma olanağı sağlanmıştır. Kendine özgü bir konut mimarisi geliştiren Mardin; temel yapım malzemesi olarak, bölgedeki çok sayıda ocaktan çıkarılan ve kolay işlenebilen sarı kalker taşının kullanıldığı bu geleneksel evleriyle ünlüdür.

Mardin evlerinin en önemli özelliği taş işçiliğidir. Kapı ve pencereler, sütuncuklar, kemerler çeşitli motiflerle bezenmiştir. Motiflerde genelde doğadan esinlenilmiş, bitkiler, hayvanlar, su ve doğanın kendisi bezemelere konu olmuştur. Kare, üçgen, daire, altıgen, altı köşeli yıldız gibi geometrik motifler sıkça görülür.'Taşam suyu" anlamına gelen damla motifi de en sık göze çarpan bezeme unsurudur.
Yapılarda zorunlu kullanımların dışında ahşap işçiliğine fazla yer verilmemiştir. Tipik Mardin penceresinin üzerinde "kameriya" adı verilen bir havalandırma penceresi bulunur. Yaklaşık 4 m yüksekliğe ulaşan duvarlarla çevrilerek, hem sert iklime karşı korunma sağlanan, hem de sokaktan ayrılan evlerin, "yazlık" denilen iç avlu veya bahçelerinde, eskiden ahır olarak kullanılan, günümüzde ise depo işlevi gören mekânlar yer alır. "Eyvan" adı verilen, yazın yaşamın geçtiği yarı açık kısımlar ise özellikle batı güneşine karşı gölgede kalacak biçimde yapılmıştır.

Gezi ve Mesire Yerleri
Mardin, doğal güzelliği bakımından da farklı bir cazibeye sahiptir. Nusaybin ilçesinde Beyazsu ve Karasu, Kızıltepe ilçesinde Gurs şelaleleri, Zinnar bahçeleri, Savur ve Yeşilli ilçelerinde vadi ve meyve bahçeleri doğa yürüyüşleri, gezi ve dinlenme yerleri olarak elverişli alanlardır.

Yöre Mutfağı
Mardin'in kendine özgü yemekleri, yörede yetişen bitkilerin yardımı ve yaşam tarzının belirleyiciliğiyle geleneksel bir boyut kazanmıştır. Mardin mutfağının zenginliği, gelmiş geçmiş uygarlıkların kültür birikimleri ve yöre halkının medeniyetteki değişim sürecinde kendilerini yenilemedeki yetenekleri ile açıklanabilmektedir. Çeşitli dinsel törenler için hazırlanan yemekler, düğün, doğum ve ölüm sonrası geleneksel günler ve ayinler için özel olarak yapılan hayır yemekleri, yöre mutfağını oluşturan öğelerde» bazılarıdır. Yöreye özgü baharatlar kullanılarak lezzeti arttırılan geleneksel yemekler arasında, kaburga dolması (içi pilavla doldurulmuş kuzu kaburgası), kuzu çevirme, maklube (kuzu eti, patates, patlıcan ve pirinçten yapılan baharatlı bir yemek çeşidi), "Şam böreği" de denilen sembusek (bir çeşit kapalı lahmacun), ikbebat ve kitel raha (haşlanmış içli köfte çeşitleri), ırok (kızartılmış içli köfte), acin (çiğ köfte), kibbeh (işkembe dolması), lebeniyye (yoğurtlu buğday çorbası) sayılabilir.

Mardinlilerin sevdiği yiyecek ıhbeys kavi, bir çeşit peksimettir. İmlebbeys (badem şekeri), leblebi, keşkek, zerde, cevizli sucuk, helva çeşitleri, cevizli tatlılar diğer lezzetlerindendir. Üzüm bölgesi olan Mardin'de üzümden yapılan şıra, pekmez ve ev yapımı Süryani şarabının tadı başkadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne özgü "mırra", yemekten sonra sunulan acı kahvedir ve küçük kulpsuz fincanlarla içilir.

ULAŞIM
Havayolu ile Mardin Havaalanı'na haftanın beş gününde (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cumartesi) İstanbul'dan Ankara aktarmalı, özel havayolları şirketleriyle de İstanbul ve İzmir'den her gün uçak seferleri yapılmaktadır. Diyarbakır Havaalam'ndan 95 km., Şanlıurfa Havaalanı'ndan 188 km.lik karayolu ile Mardin'e ulaşım mümkündür. İstanbul ve Ankara'dan bu havaalanlarına da düzenli uçak seferleri uygulanmaktadır.
Karayolu ile iki ana ulaşım ekseni üzerinde bulunan Mardin'e E-90 karayolu ile Adana'dan, Gaziantep ve Şanlıurfa üzerinden, Ankara ve İstanbul'dan da Diyarbakır üzerinden ulaşım mümkündür.
Karayolu ile Mardin-Ankara 988 km., Mardin-İstanbul 1451 km uzaklıktadır. Demiryolu bağlantısı Şanlıurfa-Ceylanpınar'dan, sınırı izleyerek Suriye ve Irak'a ulaşır. Şenyurt kasabasından geçen bu yola Mardin 30 km. hatla bağlıdır.

Özel Günler
Kiraz Festivali
1-31 Mayıs

Antep Fıstığı Ağaçlarını Aşılama Festivali
1 Mayıs - 30 Haziran

Halıcılık Kursu
1 - 30 Eylül

Pamuk Şöleni
1 -31 Ekim

Mardin'in Kurtuluşu
21 Kasım
mardin resimleri
Foto Galeri
 
İlgili Sayfalar
» Mardin Otelleri
» Mardin Restaurantları
» Mardin Rent a Car
Firma Ekleme
 
»Tüm konular
»Tüm firmalar
 
Diğer Şehirler
Adana   Adıyaman   Afyonkarahisar   Ağrı   Aksaray   Amasya   Ankara   Antalya   Ardahan   Artvin   Aydın   Balıkesir   Bartın   Bayburt   Bilecik   Bingöl   Bitlis   Bolu   Burdur   Bursa   Çanakkale   Çankırı   Çorum   Denizli   Diyarbakır   Düzce   Edirne   Elazığ   Erzincan   Erzurum   Eskişehir   Gaziantep   Giresun   Gümüşhane   Hakkari   Hatay   Iğdır   Isparta   İstanbul   İzmir   Kahramanmaraş   Karabük   Karaman   Kars   Kastamonu   Kayseri   Kırıkkale   Kırklareli   Kırşehir   Kilis   Kocaeli   Konya   Kütahya   Malatya   Manisa   Mardin   Mersin   Muğla   Muş   Nevşehir   Niğde   Ordu   Osmaniye   Rize   Sakarya   Samsun   Siirt   Sinop   Sivas   Şanlıurfa   Şırnak   Tekirdağ   Tokat   Trabzon   Tunceli   Uşak   Van   Yalova   Yozgat   Zonguldak  
 
© 2009 Neresidir.com | Ana sayfa | Nedir | Üyelik | Ücretsiz Firma Ekle | Site Kullanım koşulları | iletişim