Tarihçe: Hitiler döneminde Assuva Krallığının sınırları içinde olan bu topraklar İ.Ö 1200'de büyük Trak göçüne sahne oldu. İ.Ö 680'de Mermnad hanedanıyla Lidya dönemi başladı. Yöredeki en önemli yerleşim yeri, Lidya Krallığının da başkenti olan Sart'tı. İ.Ö 6. yüzyılda Perslerin, daha sonra Makedonyalılar ve Selevkosların yönetiminde yaşayan yöre, İ.Ö 3. yüzyıl ortalarında Bergama Krallığı'na bağlandı. Roma döneminden sonra Bizans egemenliğine girdi.
1313'te Saruhanoğulları Beyliğinin kurulduğu bu topraklar aynı yüzyılın sonlarında Osmanlılar tarafından alındı. Ama Ankara Savaşı'nı kazanan Timur, bu toprakları gene Saruhanoğulları'na verdi. 1410'da yeniden Osmanlı topraklarına katılan Manisa, 1833'te kısa bir süre için Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Paşa'nın ordusu tarafından işgal edildi. Manisa ili ve çevresi Kurtuluş Savaşı sırasında 1919'dan 1922'ye kadar Yunan işgali altında kaldı. Cumhuriyet ilanından sonra il yapılan Saruhan adı, 1927'de Manisa olarak değiştirildi.
Genel Bilgiler: Batı Anadolu`da Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında yer alan Manisa, Ege Bölgesinin ulaşım bakımından önemli bir noktasında bulunan zirai, ticari ve sanayi açıdan gelişmiş bir kentimizdir. Tarihi M.Ö. 3000 yıllarına inen ilde Hitit, Frig, Lidya, Makedon, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı uygarlıklarına ait izler bulunmaktadır. Tarih boyunca kültür ve sanatın yoğunlaştığı, ticaret yollarının geçtiği Manisa, kültürel ve doğal zenginlikleri ile ilgi çekici tatil olanakları sunmaktadır.
Coğrafya: Manisa; 38° 04' - 39° 58' kuzey enlemleri ile 27° 08' - 29° 05' doğu boylamları arasında yer alır. Ege Bölgesi'nin asıl Ege bölümünde yer alan İl; kuzeyde Balıkesir, kuzeydoğuda Kütahya, doğuda Uşak, güneydoğuda Denizli, güneyde Aydın ve İzmir, batıda ise İzmir ili ile çevrilidir.
Topografya: Gediz depresyonu içinde yer alan Manisa; İl merkezi 71 m. yüksekliktedir. Kuzeydoğuya doğru gidildikçe yükseklik artmakta ve Demirci'de ilçe merkezi 850 m. yüksekliğe ulaşmaktadır.
İlin önemli dağları, bölgenin de en yüksek dağı olan Bozdağlar (Kumpınar 2070 m), eteklerinde il merkezi kurulu olan Spil (Karatepe 1517 m) ve Yunt Dağı (Nemrut Tepe 1074 m)'dır. Demirci Dağları, Manisa, Kütahya, Balıkesir sınırlarını da oluşturur ve en yüksek yeri Ziyaret Tepe 1800 m.dir. Demirci Dağları'nın güneybatı uzantısı olan Çomaklı ve Dibek Dağları'nın en yüksek noktası Aysekizi Tepesi 1034 m.dir. Alaşehir Çayı'na paralel uzanan Uysal Dağı'da 1135 m. yüksekliğe sahiptir.
İlin kuzeydoğusu ile doğusunda Demirci, Gördes ve Kula civarı 1000 m'ye kadar ulaşan platolardan oluşmaktadır. Kula volkanik sahası ise en son faaliyetini zamanımızdan yaklaşık 12.000 yıl önce göstermiş Batı Anadolu'nun en önemli jeolojik oluşumları arasında yer almaktadır. Bozdağlar ile Yunt Dağları arasındaki depresyonik alan içinde Manisa pek çok ovaya da sahiptir. Bunların başlıcaları Gediz, Bakırçay, Alaşehir, Salihli, Turgutlu ovalarıdır.
En önemli iki akarsuyu bulunmaktadır. Bunlar Gediz (384 km) ve Bakırçay (204 km)'dır.
Salihli ve Gölmarmara ilçeleri arasında tektonik oluşumlu, denizden yüksekliği 74 metre olan, yaklaşık 12 km²'lik alanı kaplayan Marmara Gölü vardır. Manisa'nın üç tane de barajı bulunmaktadır. Bunlar Demir köprü, Afşar ve Sevişler barajlarıdır. Ayrıca Gördes Baraj'ı inşaa halindedir.
İklim: Manisa; makro klima Akdeniz iklim şartları altındadır. İlin kuzeydoğusu Akdeniz iklimi ile karasal iklimin geçiş noktasında yer alır. Yıllık sıcaklık ortalaması 16,8 °C olup en sıcak ay olan Temmuz ortalaması 34,4 °C ve en soğuk ay olan Ocak ayı ortalaması 3,0 °C dir. Yıllık yağış ortalaması 740 mm ile yarı kurak bir karakter taşımaktadır.
Bitki Örtüsü ve Doğal Hayat: Akdeniz iklim şartlarına bağlı olarak ilin birinci bitkisi kızılçamdır. Daha sonra yaygın olarak maki türler yaygınlık gösterir. Ilıman iklimin soğuk sektörüne ait olan karaçamlar dağlık kesimlerin bitkisi olarak 850 m yükseklikten sonra varlığını gösterir. Bölgenin bir diğer yaygın ağaç türü ise palamut başta olmak üzere meşe türleridir.
Yaban hayatı bakımından oldukça zengin olan Spil Milli parkında tavşan, tilki, kurt, çakal, domuz, sansar, porsuk, kirpi ve sincap gibi hayvanlar sıklıkla, kınalı ve çil keklik ise daha nadir bulunan hayvanlardır. Ötücü kuşların hemen birçok türü ile yırtıcı kuşlardan doğan, atmaca ve kartal da bulunmaktadır. Ayrıca geyik koruma ve üretme sahasında geyiklere ve Muradiye Keklik Üretme İstasyonu'nda üretilerek, korunabilen alanlara salınmış sülünlere rastlamak da mümkündür. |
Kula kentsel sit alanı, klasik Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerindendir. Bu eserler kültür turizmi açısından önemli bir potansiyel oluşturmanın yanı sıra, araştırmacı ve yazarlar için de zengin bir kaynak teşkil etmektedir.
Sardes Antik Kenti: Lidya Devleti'nin başkenti olan Sardes Antik Kenti'nin kalıntıları Salihli İlçesi, Sart Kasabası'ndadır. Sart ve yöresinin 5000 yılı aşkın bir süredir çeşitli yerleşimlere sahne olduğu, Roma ve Bizans dönemlerinde de önemli bir yerleşim merkezi olduğu kazı çalışmalarından anlaşılmaktadır. Tarihte devlet güvencesinde paranın ilk basıldığı yer olarak bilinen Lidya döneminin Sardes Kenti, tarım, hayvancılık, ticaret ve Paktolos (Sart ) Çayı'nda yapılan altın madenciliği sayesinde zengin bir kent olmuştu. M.Ö. 7. yüzyıldan başlayarak M.S. 7. yüzyıl erken Bizans dönemine kadar süren 14 yüzyıl boyunca Sardes gerek ulaşım, gerekse idari ve ticari bakımdan önemli bir kent olma özelliğini korumuştur. İncil'in Vahiy bölümünde, Hıristiyanlığın batıya yayılmasında önemli rol oynayan Batı Anadolu'daki yedi kiliseden biri olarak anılan Sardes, dini açıdan da ayrı bir öneme sahiptir.
Manisa Kalesi: (Manisa-Merkez) Manisa'nın hemen güneyindeki Spil Dağı'nın kuzey yamaçlarında kalıntıları görülen kale dış kale ve iç kale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Yapım tarihi bilinmemekle beraber 13. yüzyıl başlarına tarihlenebilir. Kale Bizans mimarisinin genel özelliği olan tuğla hatıllı moloz taş örgü tekniği ile yapılmıştır.
Dış kale: 4,5 km olan ve 13 kule ile tahkim edilen dış kalenin yedi kapısından ikisine ait kalıntılara ulaşılmıştır.
İç kale: Beşgen bir plana sahip olduğu için "Sandık Kale" olarak adlandırılmıştır. Surları yedi kule ile tahkim edilmiştir. Girişi güney yönündeki dar bir kapıdan sağlanmıştır. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde bulunduğundan söz ettiği otuz ev, ambarlar, iki sarnıç ve camiden günümüze ancak sarnıç kalıntıları ulaşmıştır.
Yoğurtçu Kalesi: (Manisa-Merkez) Manisa merkeze 20 km kadar uzaklıkta, Uzun burun Köyü yakınlarındadır. Gediz Vadisi'ne hâkim bir konumda bulunan kalenin 12.yüzyıl sonları veya 13.yüzyıl başlarında yapılmış olması muhtemeldir. Kuzey cephesi sarp kayalık üzerine oturmuş olan, karemsi planlı iç kale doğu, batı ve güney yönlerinde bir dış surla çevrilmiş ve dış sur belirli aralıklarla kulelerle tahkim edilmiştir. Güney cephede belirgin olan dış surun doğu ve batı bölümleri yıkılmıştır. Kuzeyden bakıldığında oldukça sağlam ve etkileyici bir görünüme sahip olan iç kaledeki mekânların büyük bir kısmı yıkık durumdadır. Halk arasında "Yoğurtçu Kalesi" adıyla anılmaktadır. Kalede henüz kazı çalışmaları yapılmamıştır.
MESİR MACUNU
YAPILIŞI
Mesir macunu 41 değişik baharattan oluşmaktadır. Bu baharatlardan bazıları;
ANASON: İştah açıcı ve karminatif olarak kullanılır. Karminatif etki barsaklardaki fermantasyona engel olmasından ileri gelir.
HİNDİSTAN CEVİZİ ve BEŞBASE: Kaynatılmış suyu mide ağrılarına iyi gelir. Etkisi bileşimdeki uçucu yağlardan ileri gelir.
ÇİVİT: Halk arasında kabakulak ve pnömonide iyi gelir. Bebeklerin ağız mukozasındaki ağrılı yaraların tedavisinde kullanılır.
ÇÖPÇİNİ: Kökünün kaynatılmış suyu ekzemede kullanılır. Bileşimindeki tanenden dolayı astrenjan etkisi vardır.
ÇÖREK OTU: Gaz söktürücü olarak kullanılır.
DARFÜLFÜL: Bedeni ısıtıcı ve öksürük kesici olarak kullanılır
HARDAL TOHUMU: İştah açıcı ve mideyi yatıştırıcı olarak toz halinde kullanılır. Cilt hastalıklarında iltihabı ve ağrı giderici etkisi vardır.
HAVLİCAN: Öksürük kesici ve ağız kokusu giderici olarak kullanılır. Sindirimi kolaylaştırır, gazı dağıtır, balgamı giderir.
HİYARŞENBE: Mushil olarak kullanılmaktadır. Bileşiminde antrekion türevi vardır.
KAKULE: Lezzet verici , gaz söktürücü, iştah açıcı olarak kullanılır.
KARABİBER: Öksürük kesici, uyarıcı ve baharat olarak kullanılmaktadır.
KARANFİL: Ağız kokusu giderici, diş çürüklerinde ve ağrılarında kullanılır. Bileşimindeki karanfil esansı antiseptik ve ağrı gidericidir.
KEBABE: İdrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.
KİMYON: Baharat, gaz söktürücü, iştah açıcı ve terletici olarak kullanılır.
Mesir macunun asıl kullanımında bulunan baharat çeşitlerinin bir kısmının doğa da artık bulunmuyor olması nedeni ile mevcut baharatlar ile bu işlem yürütülmektedir. İşte kullanılan diğer baharat çeşitleri; Yenibahar, Zencefil, Galanya, Krem tartar, Kişniş, Havlıcan, Anason, Sakız, Safran, Tarçın, Udülkahr, Hardal, Misrafi, İksir, Meyan Kökü, Kalemi barit, Tiryak, Sarı helile, Kara helile, Raziyane, Zerdecub
MESİR MACUNUNUN TIBBİ DEĞERİ
Yukarıda bazılarını saydığımız bazı bitkilerin farmakolojik özellikleri göz önünde bulundurularak macunu iştah açıcı, gaz giderici, barsak paristalizmi arttırıcı, idrar yaptırıcı, uyarıcı ve afrodizyak etkileri taşır. Eski hekimlerin düşüncelerine göre insanların kışın kuru gıda aldıklarından kanları koyulaşır, pislenir, iç organları çalışma düzenini kaybeder. Bu nedenle insanların sıvı dengesini ayarlamak gerekir. İlkbaharda yeşil, taze bol gıda ortaya çıkınca o devrin insanları kan aldırmak, lavmanla barsakları boşaltmak, divretiklerle bol idrar yaptırmak sureti ile vücudun dengesini kendilerine göre ayarlarlardı. Bu işe gecenin ve gündüzün eşit olduğu nevruz gününde başlamak gerekirdi. Hipokrattan beri gelen ve hekimlerce kabul edilen dört unsur teorisinin bir neticesidir.
MESİR MACUNUNUN FAYDALARI
İştah açıcı; gaz giderici, kuvvet verici, idrar yaptırıcı, yorgunluk giderici, hormonları hareket ettirici etkileri vardır. Bunların yanı sıra zehirli hayvan sokmalarına karşın bir etkisi de mevcuttur.
Halk arasında;
* Bu macundan kim yerse yesin o yıl boyunca hiçbir zehirli hayvan sokmaz.
* Nevruz günü ağır hastalar bile yese iyi olur.
* Macunu yiyen gelinlik çağındaki genç kızlar o yıl içerisinde evlenirler.
* Macunu yiyen o sene boyunca bütün hastalıklardan korunur.
* Cinsi kuvveti arttırdığına inanılır.
* Çocuğu olmayanlar alırsa arzuları gerçek olacağına inanırlar.
* Çocuk hastalıklarına iyi gelir gibi inanışlar yerleşiktir.
Çeşitli El Sanatları: Sanayileşmeyle birlikte, geleneksel el sanatlarımızın bazıları azalmış, bazıları da yok olmaya başlamıştır. Bunun yanı sıra Manisa'da başta halıcılık olmak üzere, halen sürdürülen el sanatları mevcuttur. Yörede halı, kilim, cicim, sili ve çarpana gibi dokumacılık türleri ile güveç yapımı, ahşap at arabası yapımı, keçecilik, semercilik, bakırcılık gibi el sanatları hala varlığını sürdürmektedir.
13.yüzyıldan itibaren yöreye yerleşmeye başlayan Türk boyları, yerleşik düzene geçilmesinden sonra da eski yaşamlarına ilişkin birçok alışkanlıklarını sürdürmüşlerdir. Başlıca geçim kaynakları hayvancılık olan bu boylar, kendi hayvanlarının yünlerini doğal boyalarla boyayarak, simgesel motiflerden oluşan geleneksel desenlerle, kendi ihtiyaçları için halı, kilim ve benzeri dokumalar yapmaktaydılar. Yerleşik düzene geçilmesinden sonra daha da yaygınlaşan halı dokumacılığı, 17. yüzyıldan başlayarak ün kazanmış, Manisa-Merkez Yunt Dağı Köyleri ile Gördes, Kula ve Demirci İlçeleri önemli halıcılık merkezleri haline gelmiştir.
19. yüzyılda batı ülkelerinde bu halılara talebin artması, halı ticareti ile uğraşan şirket ve tüccarların seri üretime yönelik ve Avrupai zevke uygun siparişler vermesi, Türklere özgü çift düğüm tekniğinin ve doğal boyaların terk edilmesine ve desenlerde dejenerasyona yol açmış, kısaca ticari kaygılarla kalite düşürülerek, yöre halıcılığında yozlaşma meydana gelmiştir. Bu durum, ilgili kurum ve kuruluşların üniversitelerle işbirliği yaparak yıllar süren çalışmaları sonucunda, yöre halıcılığında geleneksel özelliklere dönüş sağlanana kadar da devam etmiştir.
Halılar, Gördes, Kula, Demirci ve Yunt Dağı Halıları şeklinde, dokundukları yörenin adıyla anılmaktadır. Ayrıca Yunt Dağı, Kula, Sarıgöl ve Selendi Köylerinde kilim dokumacılığı, Akhisar'da keçecilik ve fonksiyonel ya da dekoratif amaçlı minyatür yaylı at arabası ve kağnı üretimi, Salihli Gökeyüp Kasabası'nda güveç yapımı, Kula'da bakırcılık yörede görülen diğer önemli el sanatlarıdır.
Manisa ili diğer el sanatları ise; Gördes Halıları; Kula Halıları; Yunt Dağı Halıları; Demirci Halıları; Kilim Dokumacılığı Keçecilik; At Arabacılığı; Güveç Yapımı; Semercilik; Bakırcılık; Boyacılık.
Manisa ili SİT alanları:
Arkeolojik Sit Alanı: 137
Kentsel Sit Alanı: 5
Doğal Sit Alanı: 3
Tarihi Sit Alanı: 9
Manisa ili Maden ve Enerji Kaynakları: Manisa ili, Türkiye'nin batısında, Ege Bölgesinde yer almaktadır. İl topraklarının büyük bir bölümü Gediz Havzası içinde, küçük bir bölümü de kuzey batıda Ege (Bakır çay) Havzası içinde yer almaktadır. Bulunduğu konumu nedeniyle zirai, ticari ve sanayi açıdan gelişmiş bir ildir.
İldeki zengin yer altı kaynakları da ilin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. İl ve çevresi Menderes Masifi içerisinde yer alır. Bölgede hâkim litolojiyi Menderes Masifine ait Paleozoyik yaşlı metamorfik kayaçlar oluşturmaktadır. Menderes masifi olarak adlandırılan temeldeki kayaçlar, bir çekirdek ve bunun üzerinde bir örtüden oluşmuş iki birim olarak düşünülmektedir. Metamorfik kayaçların üzerine Mesozoyik yaşlı kireçtaşları gelir.
Mesozoyik kireçtaşlarının üzerinde uyumsuz olarak Neojenin karasal çökelleri ve Kula bazaltları yer alır. En üstte Gediz Nehri ve yan derelerin getirdiği Kuvaterner yaşlı alüvyonları yer almaktadır.
İl ve çevresinde tektonik faaliyetler oldukça fazladır. Bölgede tektonizmaya bağlı olarak horst (yükselti alanları) ve grabenler (çöküntü alanları) oluşmuştur. Bu tektonik yapılar bölge genelinde hareketliliğe neden olmaktadır. Bölgede tarih boyunca değişik ölçekli çok sayıda deprem olmuştur (Gediz, Kula depremleri gibi). Bu depremselliğe yol açan yapılardan birisi olan Gediz grabeni, Manisa il sınırları içerisindedir.
Karmaşık bir jeolojiye sahip olan bölgede, önemli maden yatakları bulunmaktadır. İl ve çevresinde metalik madenlere yönelik çok sayıda çalışma yapılmıştır. Turgutlu-Çaldağ lateritik Nikel yatağı ülkemizin önemli nikel cevherleşmesidir. Yatakta % 1,37 Ni tenörlü 50 milyon ton görünür + muhtemel + mümkün rezerv vardır. Yatağın metal nikel içeriği ise 685 bin tondur. Çaldağ Lateritik Nikel yatağında, 2001 yılında özel bir şirket tarafından işletilmeye başlanmış ve 10-15 bin ton kadar ham cevher üretilmiştir. Ancak 2002 yılında üretime ara verilmiştir. Çaldağ Nikel yatağı daha sonraki yıllarda da zaman zaman işletilmiştir.
Salihli ilçesindeki Sart altın yatağı ve Boz dağ potansiyel altın sahası da ildeki önemli baz metal cevherleşmeleridir.
96mg/m3 Au içerikli plaser tip Sart altın yatağında 20 milyon m3 altın rezervi (metal altın içeriği 1,9 tondur), Boz dağ potansiyel altın sahasında da 1,38 gr/ton Au içerikli 847.670 ton rezerv (metal altın içeriği 1,17 tondur) tespit edilmiştir. İldeki diğer metalik maden cevherleşmeleri bakır-kurşun-çinko, cıva, manganez ve uranyumdur.
Bakır-kurşun-çinko ile ilgili yapılan çalışmalar sonucunda Selendi-Rahmanlar Köyü'nde %7,46 Zn, % 0,93 Pb, % 0,72 Cu tenörlü, 749.400 ton mümkün rezerv saptanmıştır. Geçmiş yıllarda yataktan 2.000 ton üretim yapılmıştır. Cıva oluşumları ise Alaşehir ilçesinde yer almakta olup, Kozluca sahasında % 0,25 Hg tenörlü, 796.478 ton mümkün rezerv tespit edilmiştir. Yatak geçmiş yıllarda işletilmiştir. Muradiye ve Kula ilçelerinde de manganez zuhurları yer almaktadır. Bunlardan sadece Kula ilçesindeki zuhurda % 40 Mn içerikli 180 ton rezerv belirlenmiştir. Köprübaşı ilçesinde çok sayıda uranyum zuhurları gözlenmektedir. Bunlardan sadece kasar zuhurunda rezerve yönelik çalışma yapılmış ve % 0.05 U3O8 tenörlü 2.850 ton rezerv tespit edilmiştir.
Manisa ili özellikle endüstriyel hammadde kaynakları açısından önemli potansiyellere sahiptir. Bölgede çok sayıda çalışma yapılmış ve bunların sonucunda başta mermer, zeolit ve Feldspat olmak üzere, kaolen, kum-çakıl, tuğla-kiremit, titanyum, çimento hammaddeleri, disten, zımparataşı, fosfat, pirofillit ve kükürt oluşumları ortaya çıkarılmıştır. Bölge mermer açısından önemli potansiyele sahiptir. Demirci ilçesinde sarı-açık yeşil ve yer yer koyu kahve renkli ve tamamen aragonit kristallerinden oluşmuş Demirci Oniks mermeri, Akhisar'da da Ege Kahve olarak tanımlanan koyu kahve- kırmızı renkli mermer oluşumları mevcuttur.
Demirci ilçesindeki K-feldspat sahalarında % 7-10,4 K2O içeriğine sahip ve seramik sanayinde sır ve massede kullanılabilir kalitede 1.315.837 ton muhtemel rezerv tespit edilmiştir. Ayrıca % 2-4,5 K2O, % 1,4-5 Na2O içerikli, orta-düşük kaliteli, 1.765.740 ton muhtemel feldspat rezervi de vardır. Yatakların büyük bir kısmı halen işletilmekte olup bölge, ülkemizin önemli feldspat potansiyel alanlarından birisidir. İlçedeki bir diğer önemli endüstriyel hammadde oluşumu, geçmişte işletilen disten yataklarıdır. Bunlardan en önemlisi % 5-15 disten içerikli 5.627.750 ton görünür rezerve sahip Üşümüş sahasıdır. Demirci ilçesi aynı zamanda fosfat, kükürt ve zeolit cevherleşmelerine de ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan fosfat oluşumlarına Ragıplar, Kaletepe mevkiinde rastlanmaktadır. Maksimum % 25 P2O5 içerikli bu saha, küçük boyutlu bir zuhurdur. İlçede İrişler sahasındaki kükürt oluşumları zuhur niteliğindedir ve rezerve yönelik çalışma yapılmamıştır.
Zeolit minerali olarak % 50 ile %70 arasında klinoptilolit içeren Akdere zeolit sahasında 225.000 ton görünür rezerv vardır. Zeolit oluşumlarına ayrıca Gördes ilçesinde de rastlanmaktadır. İlçedeki zeolit sahalarındaki mineral türü höylandit ve klinoptilolit olup, % 80-90 höylandit ve % 60-95 arasında klinoptilolit içeren yatakların toplam rezervi yaklaşık 370.000.000 tondur. Gördes zeolit yatakları ülkemizin ekonomik olarak işletilen ve özellikle hayvan altlığı olarak tüketilen tek yatağıdır. İlçedeki kum-çakıl ve kaolen oluşumları da zuhur niteliğinde olup, Samanlık dere sahasında inşaatlarda kullanılabilir nitelikte 200.000 m3 muhtemel kum-çakıl rezervi, % 11-13 Al2O3 ve % 0,8-1 Fe2O3 içerikli kaolen oluşumları tespit edilmiştir. Manisa titanyum potansiyeli açısından ülkemizin en önemli bölgesidir.
Manisa- Gördes- Kuyumezardere'de % 1,11 TiO2 içerikli 1.272.000 ton (görünür), Benlieil Ovası'nda 0,5 TiO2 içerikli 45.000.000 ton (muhtemel), Demirci Çayı'nda % 0,5 TiO2 içerikli 1.700.000 ton (muhtemel) Gördes Çayı'nda % 0,4-0,5 TiO2 içerikli 6.800.000 ton (muhtemel) Salihli ve Turgutlu ovalarında % 1 TiO2 içerikli 30 milyon ton potansiyel plaser tipi titanyum zenginleşmeleri vardır. Ülkemizin verimli tarım alanlarının bulunduğu bu aktüel çökeller içindeki titan birikimleri ekonomik değildir.
Manisa-Alaşehir-Azıtepe'de yüzeylenen Menderes Masifi gabro, metagabro ve amfibolit kütlelerinde saçılmış şekilde % 5,23-4,95 TiO2 içerikli primer tip titanyum cevherleşmeleri vardır. Ancak günümüz koşullarında mineral tipi, tane boyu, cevher minerallerinin yapı ve dokusu nedeniyle ekonomik olarak zenginleşememektedir. Bu sahada MTA tarafından tespit edilen %5,23-4,95 TiO2 içerikli 29.230.128 ton görünür+muhtemel+mümkün titanyumlu kayaç rezervi vardır.
Tuğla-kiremit hammaddesi aramalarına yönelik çalışmalarda Turgutlu ilçesindeki sahalarda orta-iyi kalitede 242.862.000 ton görünür+muhtemel kil rezervi saptanmıştır. Alaşehir'de ise 99.734.000 ton traverten (mermer), Akhisar'da da stabilize malzeme olarak kullanılmaya elverişli 10 milyon m3 muhtemel kum-çakıl rezervi bulunmaktadır. Akhisar ilçesinde geçmiş yıllarda işletilmiş Akçaalan zımparataşı sahasının muhtemel rezervi 5.450 ton olup, cevher minerali korund, margarit ve diyasporittir. İldeki tek manyezit cevherleşmesi de Saruhanlı ilçesinde olup, Heybeli sahasında % 47,7 MgO tenörlü 8.500 ton görünür, 690.000 ton görünür+muhtemel rezerv tespit edilmiştir.
Ülkemizin kaliteli linyit yataklarına sahip olan ilde linyit sahaları ağırlıklı olarak Soma ilçesinde yer almaktadır. İlçedeki bazı linyit işletmeleri ile termik santraller hem ilçenin hem de Manisa ilinin her geçen gün büyümesine ve gelişmesine katkı sağlamakta ve önemli bir istihdam kaynağı yaratmaktadır. Bunun dışında Gördes ilçesinde de bilinen linyit oluşumları bulunmaktadır. Yukarıda sözü edilen madenler dışında Manisa ili jeotermal enerji kaynakları bakımından da büyük potansiyellere sahip olup, ülkemizde önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle il dâhilinde çok sayıda jeotermal enerji hammaddelerine yönelik sondajlı çalışmalar gerçekleştirilmiştir.
Başlıca; Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Köprübaşı, Kula, Demirci, Soma ve Sarıgöl ilçelerinde olmak üzere çok sayıda sıcak su kaynağı bulunan ildeki kaynaklar şehir ısıtmacılığı, kaplıca, kaplıca tesisi ve sera ısıtılması amacıyla kullanılmaya elverişlidir. Salihli ilçesindeki Kurşunlu sıcak su kaynaklarından ilçenin ısıtılmasında yararlanılmaktadır. |