Lübnan, Doğu Akdeniz kıyısında küçük bir devlettir.
Tarihi: Fenikelilerin yerleştiği ülkenin kuzeyinde M.Ö. 7. yüzyılda Hristiyanlar bir birlik oluşturmuşlar; Müslüman Araplar ise ülkenin güneyine yerleşmişlerdir. Haçlı Seferleri esnasında Hristiyanlar tarafından işgal edilen ülke, daha sonra Memlûkların hâkimiyetine girmiştir. 1517'de Osmanlı Devleti içinde kalan Lübnan'da, Fransızların baskısı ile özerk bir Hristiyan bölgesi kurulmuştur. 1. Dünya Savaşı'nda Osmanlıların yenik düşmesiyle 1920'de Fransızların hâkimiyetine girmiştir.
1946'da bağımsızlığını kazanan ülkede önemli ilerlemeler sağlanmıştır; Beyrut, Orta Doğu'nun en büyük merkezleri arasına girmiştir. |
1958'de Lübnan'da Hristiyanlarla Müslümanlar arasında iç savaşlar çıkmıştır; Bu savaşlar yüzünden 1975-1976 yılları arasında 40 bin Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 100 bin kişi de yaralanmıştır.
1986'da Şii ve Dürziler arasında şiddetli savaşlar olmuş; Suriye askerleri, barışı sağlamak için 1987'de Beyrut'a girerek yerleşmiştir. 1989'da Hristiyanlarla Müslümanlar arasında barış sağlanarak parlâmento başkanı seçilmiştir. 1991'de Suriye destekli hükümet, ülkeye hâkim olarak 16 yıl süren iç savaşı sona erdirmiştir.
2005 Şubatında eski başbakanlardan Refik El Hariri'nin öldürülmesinden Suriye suçlanmış ve bunun üzerine Lübnan'da başgösteren Suriye aleyhindeki gösteriler sonucu Suriye Silâhlı kuvvetleri Lübnandan çekilmiştir.
Hâlen Türkiye'nin de asker gönderdiği BM barış gücü Lübnan'da kontrolü sağlamaya çalışmaktadır. |
Nüfusu ve yerleşmesi: ülkede, tarihin çeşitli dönemlerinde yerleşen Müslümanlar, Dürziler ile Hristiyan bulunmaktadır. 1946'da bağımsızlığını almasından sonra ülke nüfusu önemli ölçüde artmaya başlamıştır. Ayrıca son yıllarda, Filistin mültecilerinden bir kısmının bu ülkeye gelmesi de nüfus artışını yükseltmiştir.
Ülkede, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra sosyo-ekonomik yönden köklü değişmeler meydana geldi. Kent nüfusu hızla artarak kentleşmede önemli ilerlemeler başladı. Kentlerde kurulan açık pazara ve serbest ticarete bağlı olarak önemli miktarda sermaye birikimi oldu.
Uluslararası alanda faaliyet gösteren bankacılık ve finans sistemi gelişti. Böylece Lübnan, Orta Doğu'nun İsviçre'si konumuna geldi. Çok sayıda öğrencinin öğretim gördüğü, yetişmiş ve eğitilmiş insan gücünün fazla olduğu ve sağlık hizmetlerinin yeterince yapıldığı bir devlet özelliğini kazandı.
ülkenin başkenti Beyrut, uluslararası öneme sahip bir kent durumuna geldi. Kent, burada yaşayanların dinî inanışlarına göre iki kesime ayrıldı. Ancak bu kent, son yıllarda sivil savaşlarla önemli ölçüde harap oldu. Ticaret ve finans merkezleri başka yerlere taşındı, ülkenin ikinci büyük merkezi Trabulus, Akdeniz sahilinde kurulmuş olup önemli bir liman şehridir. Burada diğer önemli yerleşmeler birer liman şehri olan Sayda ve Sur'dur. Nüfusun geriye kalan yarısı vadi içlerindeki kasabalarda yaşar.
Ekonomisi: Ticaret, finans ve turizme dayanan ülke ekonomisi iç savaşlar yüzünden eski önemini kaybetmiştir. İşsizlik artmıştır. Hâlen ülke nüfusunun üçte bir kadarı işsizdir. Bazı sektörler zorla ayakta durabilmektedir. Sanayide kullanılan ham madde kaynakları yetersizdir. Hafif sanayi kolları faaliyet göstermektedir. Başlıca sanayi ürünleri; hazır giyim, gıda, çimento ve kimyasal maddelerdir, ülkede petrol de çıkarılır. Önemli bir petrol terminali hâlen kapalı olan Sayda'dır.
ülkenin önemli tarım alanı Bekaa Vadisi olup burada tahıl yetiştirilir. Akdeniz kıyılarında turunçgiller, zeytin, tütün, patates ve meyve üretilir. Yüksek kısımlarda hayvancılık yapılır.
Lübnan alış-veriş yaptığı Batı Avrupa, ABD ve Arap ülkelerine meyve, sebze, tekstil, kimyasal madde, yarı işlenmiş metal, mücevher ürünleri satmakta; bu ülkelerden tüketim malları, makine, ulaşım araçları ve petrol ürünleri almaktadır.
Lübnan'dan deri, muz, hurda demir çelik ve bazı asitler almaktayız. Bu ülkeye demir çelik ürünleri, ekmeklik buğday, fuel-oil, nohut, bitkisel yağ, oto lâstiği ve bakır elektrolit satmaktayız. |