Konyaaltı
|
Bugün Konyaaltı olarak adlandırılan bölgenin, yakın tarihimize kadar, Antalya'nın falezler üzerinde yer almasından dolayı KOYALTI biçiminde anıldığı ve halk dilinde söylene söylene Konyaaltı'na dönüştüğü belirtilmektedir.
Konyaaltı, Anadolu Uygarlıkları yerleşim haritasına göre, LİKYA sınırları içinde yer almaktadır. Likya, Pamphilya ile sınırdır.
M.Ö. 30 yıl öncesine kadar uzandığı bilinen Likya uygarlığının, Konyaaltı bölgesinde yer alan kentinin adı ise OLBİA'dır.
Olbia ile ilgili olarak, Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji bölümü, bir süredir araştırma kazıları yapmaktadır. |
Bu çalışmalara katılan Doç. Dr. Nevzat Çevik, Olbia'nın varlığını şöyle anlatmaktadır:"Arapsuyu'ndan Boğa Çayı'na kadar çok geniş bir alanda günümüze ulaşabilmiş kalıntılar, 'Güçlü bir kale'den bahseden antik kaynakları doğrularken, yeri hep tartışılagelen Olbia'nın, merkez Deliktaş olmak üzere, Arapsuyu ağzında ve çevresinde kurulu olduğunu ortaya koymuştur.
2,70 m. kalınlığındaki erken sur duvarları kalıntıları ve rıhtım blokları, Olbia'nın deniz taşıtlarının yanaşabildiği bir kıyı yerleşimi olduğunu göstermektedir. Termesos'da yaşayan Solymler'in ticaret ve ulaşım amacıyla deniz kıyısına kurdukları küçük bir yerleşimdir. Ancak bu yerleşim bir 'demos' un da üstünde özellikler göstermektedir. Hatta, İmhoof-Blumer, 'İÖ. 5.yy'da yapılmış bazı Likya sikkelerinin Olbia'ya ait olabileceğini ' bile öne sürer.""...Termessos'un güney komşusu Olbia Pampilia'da beşinci kenttir.' diye kaydeden Hierokles'den, Strabon'a kadarki antik kaynaklar birbirleriyle ve bizim saptadığımız kalıntılarla karşılaştırıldığında, Olbia'nın Akdeniz coğrafyasındaki yerini, bugünkü Arapsuyu olarak iyice belirgenleştirir."
Atteleia'nın kuruluşu ile, ilk tarihsel anlamda karşımıza çıkan Olbia'nın Atteleia kurulmadan çok önce var olduğu kesindir. Çünkü Atteleia'yı, II Attalos (İÖ. 159-138) bir kısım Olbia'lılarla birlikte kurmuştur. Bu anlamda, Atteleia Solymler'in yani Olbia'lıların kenti sayılabilir.
Apameia barış andlaşmasıyla, Bergama kırallığı adına Pamphilia'ya sahip olan II.Attalos'un, Olbia varken hemen yanında yeni bir liman kenti kurmak istemesinin nedeni, Antik Olbia coğrafyasında gizlidir: 60'lı yılların başlarında yapılan bazı araştırmalarda saptanan " rıhtım blokları", güçlü surlarla korunmuş Deliktaş'ın batısından denizin içeri girdiğini ve gemilerin sığındıklarını göstermektedir. Anlaşılan bu açıklık denizden yürüyen kumlar ve Arapsuyu'nun alüvyonları ile dolmuş ve zamanla kullanılmaz hale gelmiştir. İşte, Attalos'un yeni bir yer arayışındaki nedenlerden biride budur. Ve kurmak istediği kentte aradığı özelliklerin tümüne, doğal korunaklı Atteleia sahiptir.. |
Olbia'nın denizine açılmak isteyen Solymler'e yurtluk ettiği açıktır. Bu yurt, tam anlamında bir kent olmamakla birlikte, Likya'da Cadrama adıyla bir koloniye sahip olacak denlide güçlüdür. Ancak Attalos'la birlik olup ayrılan Olbia'lıların eksilmesi ve yeni kentin etkisiyle İÖ. 2. yy'ın ortalarından itibaren OLBİA önemini yitirmeye başlar. Ancak Bizans çağındada yerleşim olduğu bellidir."
Araştırmalar sonucunda bulabildikleri kalıntıların yerleri şöyle belirtmektedir:"...Pamphilia körfezinin, Antalya'nın güney batısında Likya'ya dönmeye yüz tuttuğu köşede, Deliktaş(Konyaaltı koruluğu yanında) ve Arapsuyu arasında yoğunlaşan kalıntılar, kuzeyde Akdeniz Üniversitesi kampüsü, batıda ise Boğaçaya kadar yayılan alana dağılmıştır. Kalıntılar, Konyaaltındaki doğu yanındaki burunda başlar. |
Denizden yüksekliği 9,8 m olan tepeciğin doğu ve kuzey yanlarından teraslar iner. Bunun üst terası boyunca ana kayaya açılan yapı tabanları izlenir. Tepenin güney dik yüzünde, yarı bağımsız duran kaya kütlesi içindeki doğoal oyuk odasına, üst terastan bir kısmı basamaklı kaya yoluyla inilir. Yolun bir duvarla gizlenip korunduğu, yol boyunca açılan duvar yuvasından anlaşılmaktadır... Geniş açıklığından tüm denizin görülebildiği yapı bir bekçi odası olmalıdır." "...Üstünde önemli yapılar olduğu anlaşılan bu tepenin yaklaşık 100 m kuzeyindeki daha yüksek falezin ucunda ve KB-GD doğrultularında sur duvarları kalıntıları saptanmıştır. Bu araştırmalar sonucunda, bölgede İÖ. 5-4 yy'da örnekleri görülen Kiremit mezarlara rastlanmıştır.
Avrupada 15 Yıllık Kum Heykel organizasyonları deneyimine sahip Kültür ve Sanat Organizasyonu Prosandart tarafından 2006 yılında Antalya Lara'da düzenlenen ve Türkiye'de bir ilk olan Kum Heykel Festivalinin ikincisi 20 Haziran - 20 Eylül 2007 tarihleri arasında, Antalya Konyaaltı Beachpark'da gerçekleştirilecektir. 5000 metrekarelik alanda düzenlenecek ve yapımında 70 civarında yerli yabancı heykeltıraşın çalışacağı festivalin bu yıl için belirlenmiş olan teması Binbir Gece Masalları olacaktır.
Yalnızca nehir kumu ve su kullanarak devasa heykeller yapmaya dayanan Kum Heykel Sanatı, dünyada yeni gelişmekte olan ve son derece ilgi çeken bir sanat dalı. Aslında eski Mısırlıların piramitleri yapmadan önce kumdan modellerini yaptıkları, Hint mitolojisindeki kum heykellere tapınma törenleri düşünülürse oldukça eski bir uğraş bu. Günümüzde ise ephemeral (kısa ömürlü) sanatlar arasında yer alıyor. Kum ve su dışında hiçbir malzeme kullanmaksızın yapılan devasa heykelleri ve üzerlerindeki ince detayları görenler bunların kumdan üretildiğine inanamıyor. Ancak kum sanatını farklı kılan da, kullanılan özel teknik ve sanatçıların bu konudaki sıra dışı becerileri zaten yeni ve özgün bir sanat olan Kum Heykel Sanatının en çarpıcı örnekleri farklı ve benzersiz bir tema ile yalnızca 3 ay için karşınıza çıkacak.
Binbir Gece Masalları 8. yüzyılda Arap Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında bu dönemde önemli bir şehir olan Bağdat'da ortaya çıkmıştır. Şehir İran, Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa'dan gelen tüccarlar ile dolup taşmaktaydı. Bu sıralarda, şehrin kültürel yapısı da gelişti, Arap kültürü özellikle diğer Doğu kültürleriyle harmanlanmaktaydı. Binbir Gece Masalları'nda bulunan hikayeler işte bu dönemde, halk hikayeleri olarak ortaya çıkmıştır. Binbir gece masallarındaki hikayeler çeşitlidir; şiir, komedi, trajedi ve alaycı hikayelerin yanında, aşk hikayeleri, tarihi ve dini öyküler de mevcuttur. Hikayelerde, hayalî veya mitik yer ve karakterlerin yanı sıra gerçek yer ve karakterler de yer alır, çoğu zaman hayalî ve gerçek kişiler, olaylar ve yerler harmanlanmıştır. Alaaddin'in Sihirli Lambası, Sindbad'ın Maceraları, Ali Baba ve Kırk Haramiler bunlardan bazılarıdır.
Kumun doğal güzelliğini yansıtan bu sanat eserlerinin sergileneceği Konyaaltı BeachPark Kum Şehri üç ay boyunca bir açık hava müzesi ve festival ortamı olarak yüz binlerce insana özel ve keyifli zaman geçirme imkanı sunacak. Geceleri düzenlenecek ışık ve ses gösterileriyle mistik bir havaya bürünecek olan Kum Şehri, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından gelecek ziyaretçilerini bekliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının ve Antalya Büyükşehir Belediyesinin desteklediği Uluslararası Beachpark Kum Heykel Sergisi'nde yer alan heykeller 20 Eylül günü düzenlenecek özel bir kapanış töreni ile yıkılarak kumun eski doğal haline kavuşacaktır.
Ulaşım
Konyaaltı beldesi, Antalya Merkez'e bağlı bulunmaktadır. Antalya'ya hemen hemen bütün otobüs firmaları sefer düzenlemektedir. Ayrıca çok işlek bir havaalanı da bulunmaktadır. Dilerseniz kendi aracınızla güney yollarını izleyerek ve Toros dağlarını seyrederek de gelebilirsiniz. Gemiyle gelmek isterseniz çeşitli feribot firmaları Antalya'ya muhakkak uğrarlar. |
|
|