Akçakent İlçesi: 09.05.1990 Tarihinde ilçe olmuştur. 21 köyü vardır, yüzölçümü 459 km2, yükseklik 1410 m'dir. İlçe'nin içinde Kırşehir'in tek doğal ormanı olan meşe ormanlığı yer alır, mesire yeri ve turizm için elverişlidir. İle olan uzaklığı 69 km'dir.
Akpınar İlçesi: 04.07.1987 Tarihinde ilçe olmuştur. Yüzölçümü 568 km2, yüksekliği 1212 m'dir. 26 köyü vardır. İle olan uzaklığı 39 km'dir.
Boztepe İlçesi: 09.05.1990 tarihinde ilçe olmuştur. İlçeye bağlı 1 kasaba ve 13 köy mevcuttur. Yüzölçümü 631 km2, yükseklik 1100 m'dir. Malya Tarım Üretme Müdürlüğü ilçe sınırları içerisindedir. 400 m2 yüzölçümlü Malya Ovası Kırşehir'in en önemli arazilerinden dir. İle uzaklığı 32 km'dir.
Çiçekdağı İlçesi: 1845 yılında Boyalık adında bir köy iken Yozgat'ın Kızıl koca ve Sungurlu'nun Salmanlı bucağına bağlı kalmış, Sultan Mecit saltanatının son yıllarında Mecidiye adı ile Yozgat'a bağlı bucak haline getirilmiştir. 1855 yılında Sultan Aziz zamanında Mecidiye bucağı ilçe olarak örgütlenmiştir. 1930 yılında ilçenin adı değiştirilerek Çiçekdağı olmuştur. Yüzölçümü 950 km2, yüksekliği 950 metredir. İki kasaba belediyesi, 44 köyü vardır. Adını ilçeye veren Çiçekdağı 1550 metre yüksekliğindedir. İlçedeki çamlık tepede doğal ormanlık alanlar bulunur, yazın mesire kışında kayak yapılabilmesi için elverişlidir. İle uzaklığı 70 km'dir.
Kaman İlçesi: 1 Eylül 1944 tarihinde ilçe olmuştur. 10 kasaba Belediye'si, 41 köyü bulunmaktadır. Yüzölçümü 1231 km2, yüksekliği 935 metredir. Kırşehir'in nüfus ve arazi bakımından en büyük ilçesidir. Baran sıradağları (1701 m), Aliöllez dağı, Topakkaya dağı, Buzlu dağı, ilçenin sınırları içinde yer almaktadır. Ömerhacılı kasabası ile Hamit kasabasında renkli mermer taşı madeni işletilmektedir. Hirfanlı barajının enerji üretim tesisleri ve merkezi ile baraj gölünün büyük bir bölümü ilçe sınırları içerisindedir. Yaz mevsiminde piknik ve tatil için kamping kuranların sayısı her yıl artmaktadır. İle uzaklığı 55 km'dir.
Mucur İlçesi: 1868 yılında bucak olan Mucur 1914 yılında harbiye nazırı Enver Paşa'nın şark cephesine teftişe giderken uğradığı Mucur'da halkın yoğun ilçe olma talebi ile karşılaşmış ve bu talep dikkate alınarak 1918 yılında ilçe olmuştur. Devlet karayolunun ilçe içinden geçmesi gelişmesini olumlu yönde etkilemiştir. Yüzölçümü 1068 km2, yükseklik 935 m dir. 44 köyü vardır, Kervansaray sıradağları üzerinde Armutlu dağı (1557 m'dir), Kırlangıç dağı, Kızıl dağı, Köpekli dağı, ilçe içinde yer alır. Köpekli dağında bulunan doğal kırmızı boya madeni işletilmektedir. Kırşehir'in tek doğal gölü olan Seyfe gölü ilçe sınırları içerisindedir. İlçe merkezinde "Mucur Yer altı Şehri" bulunmaktadır. İle uzaklığı 21 km'dir.
Coğrafya: İl toprakları 900-1200 m. yükseklikteki yaylalardan oluşmuştur. Yayla yüzeyi üzerinden yüksekliği 1700 m.ye ulaşan dağlar bulunur. Kırşehir ilinden irili ufaklı birçok akarsu geçmekte olup, Kızılırmak bunlardan biridir. Kırşehir genel olarak bozkır görünümündedir. Orman bakımından fakirdir. Vadi tabanlarında ve sulak yerlerde yer yer kavaklık ve meyve bahçeleri vardır. Kırşehir`in karasal bir iklimi vardır. Kışları soğuk ve sert geçerse de Doğu Anadolu`da olduğu gibi sürekli değildir. Yazları sıcak ve kurak, ilkbahar yağmurlu, sonbahar az yağmurludur. |
Yapılan araştırmalar ve arkeolojik kazılar Kırşehir'de insan yerleşimlerinin M.Ö. 3.binde başladığını göstermektedir. Bu döneme ait çanak çömlek parçaları Kırşehir höyüklerinden elde edilmektedir.
1930'lu yıllarda Türk ve İtalyan arkeologlar tarafından Kırşehir merkez ilçesine bağlı has höyükte yapılan arkeolojik kazılar M.Ö. 3. bine ait çanak çömlek kalıntılarını ortaya çıkarmıştır. M.Ö. 2. binde Asur Ticaret Kolonileri Dönemi ve Hitit Döneminin başladığını görürüz. Eski Hitit ve geç Hitit dönemlerinden sonra yine eski ve geç frig döneminin yoğun yaşandığını mevcut arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalardan öğreniyoruz. M.Ö. 550'de Anadolu tümüyle Pers hâkimiyetine girmiştir. Kırşehir bu dönemle birlikte Kapadokya bölgesi olarak ünlenen orta Anadolu tarihi içerisinde değerlendirilir. Pers'lerin Anadolu'yu sadece askeri işgal ile yetinmeleri nedeniyle Kırşehir'de bu döneme ait önemli yerleşim kalıntı ve buluntularına rastlanmamasına rağmen Kaman Kale höyük kazısından pers dönemi mühürleri bulunmuştur. Pers egemenliği M.Ö. 334 yılında Büyük İskenderin orduları ile Anadolu'ya gelip Pers'leri yenmesi ile bitmektedir. M.Ö. 333 yılında kurulan Kapadokya krallığı döneminde otorite yetersizliği yüzünden Kırşehir ve yöresi yoğun baskı görmüştür. M.S. 18'de Roma İmparatoru Tiberius Kadadokya'yı resmen Roma'ya katmış ve eyalet durumuna getirmiştir.
Roma dönemi hem putperestliğin güçlü olduğu, hemde Hıristiyanlığın hızla yayıldığı bir dönemdir. Kırşehir'de bu döneme ait Hıristiyanların ibadet ve sığınmaya yönelik inşaa ettiği 15 kadar irili ufaklı yer altı şehri tespit edilmiştir. Yapılan tarih araştırmalarında Kırşehir'in Roma döneminde bir ara önemli bir siyasi merkez olduğu hatta kısa bir süre eyalet başkenti yapıldığı ortaya çıkmıştır.
Kırşehir Roma dönemi sonlarında aldığı Makissos adını M.S. 5. yy. ilk çeyreğine kadar devam ettirdi. İmparator 1. Justinianus döneminde (527-565) yeniden kurularak Justiniana polis adını almıştır. Ancak bu adın ne kadar süre ile kullanıldığı bilinmemektedir. Bizans dönemine ait Kırşehir merkezine bağlı Tabur oğlu köyü yakınındaki üçayak kilisesi, Kaman Temirli'deki kilise, Mucur Aksaklı ve Aflak köyündeki kaya kiliseleri, Derefakılı kilisesi, Mucur manastır ve keşif sarayı bulunmaktadır. Kırşehir civarında Bizans dönemine ait kandiller, takılar, sırlı mavi sarı renkli seramik eşyalara rastlanmaktadır.
Selçuklu dönemi Kırşehir tarihi, Kırşehir için olduğu kadar bütün Anadolu Türk tarihi içinde oldukça önemli ve araştırılmaya değerdir. Kırşehir'in kentleşmesi 13. yy. başlarında Selçuklu döneminde başlamıştır. Erzincan'da Selçuklularla yaptığı savaşta yenilgiye uğrayan mengücük hanedanının emirlerinden Melik Muzafferüddin Muhammede savaş sırasında gösterdiği sağduyu nedeniyle 1228 yılında Kırşehir tımar olarak verilmiştir. Melik Muzafferüddin Muhammed Kırşehir'deki ikameti sırasında 1230'lu yıllarda Melik Gazi Medresesini inşaa etmiştir.
1240 yılında Köse dağı yenilgisi ile bütün Anadolu'yu işgal eden Moğollar Kırşehir'i yaylak ve kışlak haline getirmişlerdir. Kırşehir'de Moğolların uzun süren askeri vardığı bu kenti önemli bir siyasi ve askeri merkez haline getirmiştir. 1260'lı yıllarda Kırşehir emiri olan Nureddin Cibril Bin Cacabey Moğollarla kurduğu iyi ilişkiler sonucu Kırşehir'de Türk döneminde iki esaslı imar faaliyetini gerçekleştirmiştir. İlk astronomi medreselerinden biri olan Cacabey medresesine Kızılırmak yanındaki Cacabey hanına ve bunun yanında pek çok irili ufaklı yapıyı inşaa ettirmiştir. 13.yy.da Anadolu Türk birliğini ve özellikle esnaf ve sanatkârlarını teşkilatlandıran Ahi Evran, Denizli, Konya ve Kayseri'den sonra Kırşehir'e gelerek çalışmalarını burada sürdürmüş ve Kırşehir'i Ahiliğin merkezi durumuna getirmiştir. Ahi Evran'dan sonra Kırşehir Ahiliğin merkezi olmaya devam etmiştir. Kırşehir'deki zafiyede alınan kararlar Azerbaycan'dan Bosna Hersek'e kadar geniş bir bölge üzerinde etkili olmuştur. 1293 yılında Meyvana'nın oğlu Sultan Velet tarafından Anadolu'da belli merkezlere Mevleviliği yaymak amacı ile elçiler gönderilmiştir. Kırşehir'e gönderilen elçi Şeyh Süleyman Türkmani'dir. Kırşehir'de bir tekke kuran Süleyman Türkmani Mevleviliği burada yaymıştır. Cacabey'in Mevlana ile yakınlığı, Mevlana'nın Cacabey'e olan teveccühü mektuplarından anlaşılmaktadır. Ayrıca Mevlana'nın oğlu Alaaddin'in Konya'da Şemsi Tebriz'inin öldürülmesi olayına adının karışması sonucu Kırşehir'e ricat ettiği bilinmektedir. Bütün bunlardan Kırşehir'in Anadolu'nun önemli Mevlevilik merkezlerinden biri olduğu anlaşılmaktadır.
Kırşehir 13.yy.dan 15.yy ortalarına kadar Anadolu'nun en önemli siyasi sosyal ve kültür merkezlerinden biri olma özelliğini devam ettirmiştir. 14.yy başlarında Anadolu'yu aydınlatanların başında gelen ünlü tasavvufçu Âşık Paşa 12 bin beyitlik Türkçe " Garibname" sini yazmıştır. Türkçeyi 1299 yılında resmi dil haline getirmek isteyen Karaman oğlu Mehmet beyden sonra Âşık paşa Türk kültürüne sahip çıkmış, Türkçeyi yazı diline en iyi ve geniş biçimde sokmuştur.
Kırşehir'de yaşamış olan Ferideddin Attar'ın "Mantık-Ut Tayr" adlı eserini Türkçe'ye çevirmiş olan büyük mutasavvıf Ahmet GÜLŞEHRİ'nin Yunus EMRE'den sonra gelen en büyük şair olduğu belirtilmektedir. Bütün bunların yanında Yunus Emre'nin Kırşehir'de yaşadığı, öldüğü, mezarının da Kırşehir'e bağlı Ulu pınar Kasabasında ziyaret tepede bulunduğu bilinmektedir.
El Sanatları: Kırşehir'de Halıcılık: Kırşehir'de halıcılığın tarihinin XVII ve XVIII yy. kadar uzandığı ve daha sonraki senelerde devam ettiği yazılı kaynaklara dayandırmak mümkündür. Bu yıllarda dokunan halılar özellikle "seccade" tipinde (110x170) ve Gördes düğüm tekniği ile dokunmuştur. Renklerinde genel olarak kırmızı, mavi, kahverengi, sarı, yeşil ve beyaz renkler hâkimdir. Mevcut örneklerde kişi şaşırtmalı diziler çiçekler ve zikzak yaparak uzanan üçgene benzer motiflerle "gelin, ağlatan" desenin yer aldığı iki dar bordur arasında, çoğunlukla demet çiçekler, arapeli, leblebili su" örnekleri ile süslü, geniş bordür yer alır. Halı zemini yan yana yerleştirilememiş ince dar kuşaklarla kuşatılır. Genellikle mihrabın bulunduğu bu bölümde, mihrabın altında ve üstünde dikdörtgen çerçeveler görülür.
Günümüzde halkın "sandık" adını verdiği bu kısım birkaç parçaya ayrılır "lale" laleye benzeyen ya da kelebeği andıran bitkisel desenlerle doldurulur. Bazı örneklerde yatık(s) şekilli ejder figürleri ile bezenir. Mihrabın içi çoğunlukla boş bırakılır veya lale vb... çiçeklerle süslenir. Mihrab iç yüzünün kenarları" küpe" şeklinde kuşaklarla kuşatılır. Mihrap tepeliğinin çevresinde ibrik motifleri bulunur. Mihrap üstü boşluğu ise sandık bölümündeki çiçeklere benzer motiflerle doldurulur.
Kırşehir halılarının XIX yy örnekleri küçük ayrılıklar dışında, teknik ve motif bakımından önceki dönemin halılarını andırır. Bu döneme ait örneklerde halıların dar kenarlarında "gelin ağlatan" motifi şaşırtmalı küçük çiçekler ve zikzak yaparak uzanan geometrik desenler bulunur. Geniş kenarlarında, günümüzde "devetabanı" diye anılan örnekler "Lâdik gülü" deseni, kelebeye benzer çiçekler ve "damat çiçekleri" yer alır. Sandık bölümünde kelebeğe benzeyen çiçekler "arapeli" motifi, balığa benzer süslemeler ve hayvan figürleri görülür. Ejderler erken dönemdeki gibi yatık (s) şekilli kavisler çizerek işlenir. Köşelere ise çoğunlukla sinek figürleri işlenir.
Kırşehir halılarının geleneksel motifleri birinci dünya savaşı yıllarına kadar sürmüştür. Daha sonraki yıllarda pamuk iplik ve sentetik boya yaygınlaşmıştır. Başlangıçta yörede sadece seccade halısı dokunurken " sedir halısı, yolluk halısı, oda halısı (kelle) halı minder tipleri ortaya çıkmıştır. Halıların genel şeması önceki dönemlerin karakterini taşımakla birlikte, mihrap üstü boşluğuna küçük çiçekler, ibrik motifleri ve günümüzde "kandilli su" diye anılan geometrik ve bitkisel desenlerin karışımı süslemeler işlenmeye başlanmıştır. Halı zemininde küçük bir göbek (top) yer alır. Bu arada "el-ayak" gibi sembolik motifler dikkati çeker. Bu motiflere "model" denilmektedir. Modeller genelde ezber ya da daha önce dokunmuş bir halıya bakılarak çıkartılır.
Günümüz halıları ismini verdiğimiz 1950 yılından bu yana dokunan Kırşehir halıları oldukça şekil değiştirmiştir. Yaklaşık 1960 yıllarına kadar Kırşehir'in hemen her köyünde halı dokunduğu bilinmekteyse de bu gelenek günümüze Özbağ ve Kızılca köyü ile Karaca ören, Dalakçı ve Gümüş kümbet köylerinde kısmen sürdürülmektedir. Günümüzde dokunan halıların çözgü ve atla ipleri pamuk düğüm ipleri yündür. Her tarafı yün örneklerde mevcuttur. 1950 yıllarına kadar iplik kök boya ve doğal boyalarla renklendirilmiştir. Bu tarihlerden sonra tamamen sentetik boyaya dönülmüştür. Buna güre kırmızı renk kök boya tosbağa (kaplumbağa) otundan, sarı renk karamik otu, ceviz kabuğu ve samandan, yeşil renk ceviz yaprağı, çekri ve üzüm çekirdeğinden gri renk ayçiçeği ve yarpuz otundan, beyaz renk (bej) soğan kabuğu ve sergil otundan elde edilmektedir. Günümüz halılarında kırmızı, kahverengi, yeşil- mavi karışımı (boz) sarı, beyaz ve turuncu renkler hâkimdir.
Kırşehir halılarında eskiden "gömme ıstar" denilen, bir ucu tavana dayalı, bir ucu toprağa gömülü tezgâhlar kullanılmaktaydı. Günümüzde modern tezgâhlara dönülmüştür. Yöremizde tezgâha dik gerilen iplere "eriş" yan atılan iplerede "arageçgi" (argaç) ismi verilmektedir. Halılarda Türk düğüm tekniği kullanılmakta, dokuma esnasında "kirkit, bıçak, makas ve tarak" dan yararlanılmaktadır. 20 çift ipe "çile" denilmektedir. Çile sayısı halıların büyüklüğüne ve küçüklüğüne göre değişmektedir.
Taş İşlemeciliği: (Onyx): İlimizde halı tezgâhlarının birer birer kaldırıldığı, bu dönemde taş işlemeciliği önemli bir uğraşı haline gelmiştir. Son yıllarda turizmin canlılık görülmesi üzerine her gün sayısı ve çeşidi çoğalan turistik eşya imalinde kullanılan taşın, yurt dışında da alıcı bulması bu iş kolunu insanları yeniden yöneltmiştir.
Kuşaktan kuşağa geçip yaşatılan taş oymacılığı Türk Kültürünün ince beğenisini ve Anadolu'muzun kendine özgü motiflerini yansıtmaktadır.
Coğrafi Konum: Kırşehir ili, İç Anadolu Bölgesi`nin Orta Kızılırmak bölümünde yer almaktadır. İl topraklarını doğu ve güneydoğuda Nevşehir, güneyde ise Niğde ve Aksaray, batı ve güneybatıda Ankara, kuzeybatıda Kırıkkale, kuzey ve kuzeydoğuda Yozgat ilçeleri çevrelemektedir.
Kırşehir ili Maden ve Enerji Kaynakları:
Orta Anadolu'da Sulakyurt, Yozgat, Sivas, Kayseri, Ulukışla, Niğde, Şereflikoçhisar ve Kırıkkale yerleşim merkezleri arasında kalan yaklaşık üçgen şekilli bir alanda yüzeylenen magmatik ve metamorfik kayaçlar bulundukları coğrafi konum dikkate alınarak Orta Anadolu Kristalen Karmaşığı olarak tanımlanmıştır Orta Anadolu Kristalen Karmaşığı metamorfik, magmatik ve ofiyolitik kayaçlardan oluşmaktadır. Bu kayaçlar arasında metamorfik kayaçlar karmaşığın en yaşlı birimini oluştururlar. Metamorfik kayaçlar Kırşehir'in kuzeyinde yüzeylenmektedir. Orta Anadolu Granitoyidleri olarak adlandırılan plütonik kayalar temele ait metamorfik birimler ile ofiyolitleri sıcak dokanaklarla kesmişlerdir. Baranadağ Granitoyidi, Buzlukdağ ve Çayağzı Siyenitoyidleri ile Kötüdağ Volkaniti bu kayaçların tipik örnekleridir. Batısında Tuz Gölü fay zonu, doğusunda ise Orta Anadolu fay zonu arasında kalan Kırşehir İli, set temel yer yer faylarla kırılmış olduğu için bunların yerlerinden oynamaları ile bazen yoğun depremler olmaktadır. Bu tektonik aktiviteler sonucu Kırşehir ili termal açısından önemli bir konumdadır.
Kaynak suları yeni alüvyonlarla kaplı genç çöküntülerin bulunduğu alanda Neojen arazinin formasyon sınırında zuhur eder. Çöküntüde bulunan örtülü faydan gelen sular Neojen kalkerleri arasındaki hareketi ile soğuyup infiltre sularla karışmaktadır. 40 derece sıcaklıkta olan suların çoğunu klorür oranına bakarak vadoz suların teşkil ettiğini söyleyebiliriz.
Kırşehir`de çeşitli madenler bulunmasına karşılık bunlar ekonomik nitelikte değildir. İlde en önemli madenler demir, florit, mermer ve kaya tuzudur. Demir kaynakları Merkez ve Kaman ilçelerinde bulunmaktadır. Florit yatakları, Merkez, Çiçekdağı ve Kaman ilçelerinde olup, Kaman ve Çiçekdağı ilçelerindeki Florit damarlarının bir bölümünde zaman zaman üretim yapılmıştır. Merkez ilçe Kaman ve Mucur dolaylarında oniks mermer yatakları bulunmaktadır. Bu yataklardan zaman zaman üretim yapılmaktadır.
Kırşehir`de ekonomik açıdan önem taşıyan doğal kaynaklardan biri de kaya tuzudur. İldeki en zengin tuz yatakları, Tepesidelik ve Sekili`de bulunmaktadır. Çiçekdağı ilçesindeki 60.000 ton rezervli linyit yatakları ancak yerel gereksinimi karşılayacak boyuttadır. Tuğla- Kiremit hammaddesi ise Çiçekdağı ve Akçakent ilçelerinde bulunur.
Yörede yayılım sunan iri kalsit kristalli masif kireçtaşları Bozçaldağ kuzeyinde bilyeli değirmende öğütülerek mikronize kalsit elde edilmektedir. Mikronize kalsit diş macununda, boya sanayinde, aşındırıcı olarak tekstil sanayinde, çiklet sanayinde de kullanım alanları bulunmaktadır. Kırşehir ili Ankara çıkışında bu işletme 1990'ların ikinci yarısında itibaren üretimini sürdürmektedir.
Kırşehir-Kaman-Savcılı bölgesinde %45,5 SiO2, %44.30 CaO ve %6.25 ateşte kayıp içerikli 31.500.000 ton seramik sanayinde kullanılan vollastonit rezervi vardır. Kırşehir ilinde bilinen 3 altın sahası vardır. Bunlardan Sıddıklıbüyükoba köyünde plaser altın, Savcılı beyit orojenik altın varlığı bilinmekle birlikte ekonomik değildirler. Bölgedeki en önemli altın yatağı Kırşehir Terziali sahasıdır. Sahada 1,1 gr/ton Au tenörlü 2.27 milyon ton görünür+muhtemel+mümkün rezerv saptanmıştır. Sözü edilen yer altı kaynakları dışında Kırşehir ili jeotermal enerji hammaddeleri bakımından da zengin potansiyele sahiptir. Terme, Savcılı, Karakurt, Mahmutlu ve Bulamaçlı jeotermal alanlarında kaplıca, kaplıca tesisi ve sera ısıtılmasında kullanılmaya elverişli sıcak su kaynakları bulunmaktadır. Terme jeotermal alanında yapılan sondajlarla 29-57ºC sıcaklık ve 700 lt/sn debiye sahip akışkandan 45.15 MW termal güce sahip jeotermal enerji ülkeye kazandırılmıştır. Bunun dışında jeotermal alanlardaki sondajlar sonucunda Bulamaçlı sahasında 32-40ºC sıcalık ve 4,5 lt/sn debilidir. Mahmutlu sahasında 73,2-76,5ºC sıcaklık ve 120lt/sn debili, Karakurt sahasında 51ºC sıcaklık ve 12 lt/sn debili. Savcılı sahasında ise 19-34,5ºC sıcaklık ve 5,5 lt/sn debiye sahip akışkan elde edilmiştir. |