Karabük
|
Genel Bilgiler: 19 mahallesi ve 42 köyü bulunan Karabük`ün nüfusunun %88'i şehir merkezinde, % 12'si köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 704 kilometrekare, denizden yüksekliği 280 m. dir. En önemli akarsuyu Filyos Çayı, en önemli yükseltisi Keltepe (2000 m.)` dir. Yüksek yerlerde karasal iklim görülürken vadi tabanlarında iklim nispeten yumuşaktır.
Karabük` ün ekonomisi demir-çelik sanayisine paralel olarak gelişmiştir. Şehirde kurulu bulunan haddehane ve dökümhaneler demir-çelik sanayinin diğer ürünleridir. Böylece Karabük küçük bir yerleşim yeriyken süratli bir şekilde gelişerek sanayileşme ve dolayısı ile de kentleşme evrimini geçirmiştir. Son yıllarda il ekonomisi çeşitlenmeye başlayarak tekstil, mermer, orman ürünleri ve çimento sanayi kurulmuştur. Merkez ilçe ekonomisi ağırlıklı olarak imalat sanayisine dayanmaktadır. |
Karabük Adının Kaynağı: Karabük adını, üzerinde yaşadığı coğrafi ortamdan almıştır. "Kara" ve "Bük" sözcükleri, kara çalılık yer anlamında, Karabük adının oluşumuna kaynaklık yapmıştır. Bu topluluklarda yaşayan Türkmen toplulukları, Karabük cemaati adını bu biçimde almışlardır. Türkiye'de 14 yer ve mevki adının bugün Karabük şeklinde geçmesi, cemaatlerin bu topraklardan diğer yerlere göç ettiği görüşünü kuvvetlendirmektedir.
Coğrafi Durumu: Yüzölçümü 4.145 km² olan ve Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz Bölümü'nde yer alan Karabük İli, 40° 57` ve 41° 34` Kuzey enlemleriyle 32° 04` ve 33° 06` Doğu boylamları arasında yer almaktadır. Yüzölçümünün 4145 km² olup, kuzeyde Bartın (80 km.), kuzeydoğu ve doğuda Kastamonu (120 km.), güneydoğuda Çankırı (195 km.), güneybatıda Bolu (130 km.), batıda Zonguldak (170 km.) illeriyle komşudur. Ankara'ya 230 km., İstanbul'a 400 km. uzaklıktadır.
En önemli akarsuyu Filyos Çayı olan Karabük`ün diğer önemli akarsuları ise Araç, Soğanlı ve Eskipazar Çayları`dır. İl merkezinin rakımı 278 metre, merkez ilçenin yüzölçümü ise 704 km²`dir. İl`de coğrafi yapı engebeli olup büyük düzlükler görülmemektedir. Vadi tabanlarında geniş olmamakla birlikte tarıma müsait araziler bulunmaktadır. Nüfusun büyük kısmı vadi tabanlarına yakın alanlarda kümelenmiştir.
İlçeler itibarıyla en önemli yükseltiler; Merkez ilçede Keltepe (2000 m), Eskipazar`da Hodulca Dağı (1700 m), Eflani`de Tepe Dağ (1043 m), Ovacık`ta Kıraç Tepesi (1400 m), Safranbolu`da Sarıçiçek Tepesi (1750 m) ve Yenice`de Keçikıran Tepesi (1400 m) dir.
Yer şekilleri: Karabük, etrafı yüksek tepelerle çevrili, havza karakteri gösterir. Ortalama, 250-500 m. yüksekliğe sahiptir. Kuzeyde dağlık alanlardan kaynaklanan tali dereler, şehre doğru taşıdıkları maddelerle alüvyal dolgu oluşturulmuştur. Doğuda Safranbolu'ya doğru yükselti artarak 600 m.yi bulur. Dağlar, Kuzey Anadolu Dağları'nın bir parçası olduğundan kıvrımlı yapıdadır ve 2000 m. yüksekliği geçmezler. Kuzeydeki, Sarıçiçek Tepesi (1750 m), güneybatıdaki Aladağlar (1040 m.) doğudaki Bürnük Tepesi (1143 m.) başlıca yüksekliklerdir. Eflani çevresi, küçük akarsularla parçalanmış plato görünümündedir. Ortalama yüksekliği 1130 m. olan Ovacık da vadilerle parçalanmış plato ve düzlükler üzerinde bulunur. Yenice çevresinde ise düzlük ve ovalık alan bulunmayıp, engebeli ve yüksek bir araziye sahiptir. Karabük'te büyük düzlük ve ovalar yoktur. Araç ve Soğanlı Çayları'nın kenarında küçük düzlükler yer alır. Başlıcaları, Eskipazar Çayı'nın Soğanlı Çayı'na karıştığı alandaki Cemal Ovası, Eskipazar çevresindeki Hamamlı, Sadeyaka ovalarıdır.
Yaylalar: Karabük'te çok sayıda yayla vardır. Karabük, Eskipazar, Yenice arasında kalan Sorkun Yaylası (1650 m.) başlıcalarındandır. Geniş bir alana sahip, ormanlarla çevrili yaylada, doğa yürüyüşü yapılmaktadır. Safranbolu kuzeyinde Uluyayla ve Sarıçiçek Yaylası, Yenice çevresinde Göktepe Yaylası, Ovacık çevresinde Bodoroğlu ve Karabük'ün çevresindeki Dede Yaylası ve Avdan Yaylası önemlidir. Yaylalar genellikle turizm amaçlı kullanılmaktadır. Yayla şenlikleri ve doğa yürüyüşleri başlıcalarıdır.
Kanyonlar: Doğal güzellikteki yerşekillerinden kanyonlar, daha çok Safranbolu'da, kalker (kireçtaşı) tabakalarının derin biçimde yarılmasıyla oluşmuştur. Kanyonların başlıcaları; İncekaya Kanyonu, Düzce (Kirpe) Kanyonu, Tokatlı ve Sakaralan'dır. Ayrıca, Yenice'deki Şeker Çayı 6,5 km uzunluğunda, kenarları dik ve yüksek olan Şeker Kanyonu oluşturulmuştur.
Mağaralar: Karabük'te ayrı bir güzelliği olan, çok sayıda mağara bulunmaktadır. Bunlardan önemli olanlarının başında, Bulak ve Hızar (Mencilis) Mağaraları gelir. Bunlar, turizm değeri olan, karstik oluşumlu mağaralardır.
Akarsular: İlin, en önemli akarsuyu, Filyos Irmağıdır. Bu ırmağın 2 önemli kolu olan Araç ve Soğanlı Çayları il topraklarındaki önemli akarsulardır. Filyos Irmağı, kaynaklandığı yerden, denize dökülünceye kadar değişik isimler alır. Kaynaklandığı yerde Ulusu adıyla bilinen akarsu, Gerede yakınlarında Gerede Suyu, Eskipazar yakınlarında Soğanlı Çayı, Araç Çayı'yla birleştiğinde Yenice Irmağı adını alır. Devrek Çayı'nı da alan akarsu Filyos Irmağı adıyla Karadeniz'e dökülür. Irmak 288 km. uzunluğundadır. Göller: Karabük'te büyük doğal göl yoktur. Ovacık'ın kuzeyinde Şamlar Köyü yakınlarında Karagöl adında bir krater gölü bulunmaktadır. Eflani'de sulama amaçlı üç gölet yapılmıştır. Bunlar, Bostancılar, Kadıköy, Ortakçılar göletleridir. Sulama dışında buralarda olta balıkçılığı yapılmaktadır. Çevresindeki orman güzelliğiyle beraber, mesire yeri olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca, Kastamonu yolu üzerinde, Konarı Gölü adıyla küçük bir göl bulunmaktadır.
İklim: Batı Karadeniz Bölümü'nde yer alan Karabük'te kısmen Karadeniz ikliminin özellikleri görülmektedir. Yalnız Karabük, kıyıdan içeride kaldığı için, Karadeniz'in nemli havasından yeterince yararlanamamakta karasal iklimin özellikleri daha ağır basmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık, 13,2 °C'dir. Ocak ayı sıcaklık ortalaması, 2,6 °C, Temmuz ayı sıcaklık ortalaması 23,1 °C'dir. Şu ana kadar ölçülen en düşük sıcaklık, 25 Ocak 1974'de -15,1 °C, en yüksek sıcaklık ise, 11 Ağustos 1970'de 44,1 °C'dir. Karabük'te ortalama yıllık sıcaklık farkı ise 20,5 °C'dir.
Bitki Örtüsü: Dağların geniş yer kapladığı Karabük'te ormanlar yaygındır. İlin yüzölçümünün % 60'ı ormanlarla kaplıdır. Merkez İlçe, Safranbolu, Yenice, Eskipazar ormanların gür olduğu alanlardır. Buralardaki yüksek kesimler ormanlarla kaplıdır. Ağaç yetişme sınırının üzerinde ise yüksek dağ çayırları yer almaktadır. İlin en yüksek dağı olan Keltepe'de, 700-800 m.ye kadar kızılçam, sonraki yükseltilerde göknar, temel ağaç türleridir. 1700 m.ye kadar karışık ormanlar yer alırken, bu yükseltiden sonra yüksek dağ çayırları bulunur. Burada kekik ve adaçayı en çok göze çarpan bitkidir. İl genelinde, karasal iklimin daha fazla hissedildiği alanlarda meşe öne çıkmıştır. Eflani çevresinde çayır ve otlaklar da geniş yer kaplar. Yenice ormanları, çok sayıda ağaç türünü barındırır. Gökpınar mevkiinde dört hektarlık alan "Açık Hava Orman Müzesi" olarak belirlenmiştir. Yenice Irmağı vadisinde lokal bir Akdeniz ikliminin mevcudiyeti buralarda ladin, sandal, erguvan, menengiç gibi maki türlerinin yetişmesini sağlar. Yenice ormanları ve Keltepe'de yaygın olarak bulunan şimşir ve porsuk ayrı bir öneme sahiptir. |
İLÇELER
Safranbolu: Çok eski dönemlere dayanan bir tarihi geçmişe sahip olması ve çeşitli uygarlıklar nedeniyle Safranbolu'nun adı da sıklıkla değişmiştir. Türklerden önce şehrin Theodorapolis ve Dadybra adlarını aldığı bilinmektedir. Selçuklular, beylikler ve Osmanlılar zamanında; Zalifre, Taraklı Borglu, Zağfiran Benderli, Zağfiranbolu adlarıyla anılmış olup 1940 yılından sonra şehrin adı, Safranbolu olarak kesin şeklini almıştır.
Kentin bilinen tarihi, Safranbolu kalesinin IX. Yüzyılda Anadolu'ya akın yapan Müslüman Arapların saldırılarını durdurmak amacıyla Bizanslılar tarafından yapılmasıyla başlar. Ancak bundan önce Kıranköy kesiminde Ayestefenos Kilisesinin 515 tarihinde yapılmış olduğuna bakarsak şehrin tarihinin Roma döneminden öncesine kadar uzandığı anlaşılmaktadır. |
Safranbolu, Bizanslılardan sonra, Çobanoğulları ve Osmanlılar zamanının önemli yerleşme alanı olarak tarihte yerini almıştır.
Voyvodalık uygulamasına II. Mahmut 1811 tarihinde son verir ve Viranşehir Sancağı kurulur, yönetim merkezi Safranbolu olur. Viranşehir dönemi Osmanlılar zamanında XVI yüzyılda Anadolu Eyaleti sınırları içinde Bolu Sancağını oluşturan 16 nahiyeden birisi idi. 1694'de Bolu Sancağı kaldırılınca Bolu ve Viranşehir bağımsız Voyvodalıklara ayrılmıştır.
1811-1870 yılları arasını kapsar. 1870 yılında kaldırılan Viranşehir Sancaklığından sonra Safranbolu Kastamonu Sancağına bağlandı. 1927 yılına kadar da bu sancağa bağlı olarak yönetildi. 1927 yılında Zonguldak'a 1995 yılında Karabük Vilayet sınırları içinde yer aldı.
Eflani: İlçede ilk yerleşim M.Ö. I. Yüzyılda Bitinyalılar tarafından Roma'ya karşı bir savunma hattı oluşturmak amacıyla kurulduğu sanılmaktadır. İlk ve Ortaçağlarda Amasra kolonisinin İç Anadolu ile bağlantısını sağlayan yol üzerindeki bir savunma şatosu olarak yapılmıştır. Bu şatoyu Bithynia Hükümdarı Nikomedes'in oğlu Pylomes tarafından yapıldığı ve onun adını taşıdığı, Eflani adının buradan geldiği tahmin edilmektedir. Yöre M.Ö. 70 yılında Roma, daha sonra Bizans egemenliğine girmiştir. Kaynaklar incelendiğinde Eflani'nin tarihi hakkında çok eskilere varan bilgilere rastlanılmamaktadır. Bu topraklar üzerinde kimlerin yaşadığı, hangi medeniyetlere sahne olduğunu kesin olarak bilinmemektedir.
1084'de Kastamonu ve Sinop bölgesini fetheden Kara Tiğin Bey bir süre buraya hakim olmuş, daha sonra da Bizanslıların eline tekrar geçmişse de 1213 yılında tekrar Türklerin eline geçmiştir. 1469 tarihinde Fatih Sultan Mehmet Ceneviz problemini halletmek üzere Amasra üzerine yürüyen Osmanlı birlikleri Eflani'de toplandı. Deniz yoluyla Amasra önüne gelen Murat Paşa komutasındaki birlikler Amasra limanını teslim alınca Eflani'deki birliklerinden ayrılan garnizon, Amasra'ya gönderildi. Kastamonu'nun bir sancak haline getirilerek Anadolu Beylerbeyliğine katılması üzerine, Eflani kalesinin artık stratejik bir fonksiyonu kalmadı. Eflani'nin askeri değerini kaybetmesi ile sadece çevre köyler için bir Pazar yeri olarak basit bir ekonomik değer taşımakta ve bundan sonraki kaynaklarda Eflani'den "Pazar" adıyla bahis olunmaktadır.
Kanuni devrinde Eflani, 80 akçelik küçük bir kadılık olarak teşkilatlandırılmış ve Kastamonu Sancak Beyliğine bağlanmıştır. Tanzimat'tan sonra kurulan yeni vilayet teşkilatında ise 35 parça köyü ile Kastamonu vilayetinin Safranbolu ilçesine bağlı bir bucak haline gelmiştir. Cumhuriyetin ilanından önce Eflani Safranbolu İlçesine bağlı olup, Safranbolu ise Kastamonu iline bağlı bir ilçe durumunda idi.
Cumhuriyet döneminde Safranbolu'ya bağlı bir bucak merkezi olarak 1927 yılına kadar kaldı. 1927 yılında Safranbolu ilçesinin Zonguldak iline bağlanması ile Eflani de bucak özelliğini koruyarak Zonguldak ili sınırları içinde yer almış oldu. 1953 yılında çıkarılan kanunla Eflani ilçe merkezi oldu. 1995 yılında Karabük il olunca Karabük iline bağlandı.
Tarihi Kalıntılar: Geniş zaman içinde İlçenin çeşitli yörelerinde bir çok tarihi yapıtlar meydana getirilmiş bu tarihi yapıtlardan bugüne pek azı kalmıştır. Bunlar da tarihi özelliklerini kaybetmek üzeredir. İlçe merkezindeki yapıtlardan Taşhan, Evliyahanı ve Refikdayıoğlulları Oteli ile Tabaklar Köprüsü kısmen muhafaza etmektedirler. Ayrıca Gelicek ve Karacapınar köylerindeki bir çok ev tespit edilerek koruma altına alınmıştır. Bunlara ilaveten hemen her köyde tarihi izler taşıyan benzeri eserler mevcuttur. Tarihi eserler arasında bugün kalıntılarına rastladığımız su yolları, manastır yıkıntıları, kaya mezarları, tümülüsler ve höyükler ile mağaralar mevcuttur.
Eskipazar: Eskipazar'da yaşayan ilk halkın Proto-Hititler olduğu kabul edilmektedir. Küçük Asya (Asianic) kavimlerinden olan Proto-Hititler aynı zamanda Turani (Ortaasyalı) dirler. M.Ö. 5000'den itibaren Anadolu'ya gelerek Hisarlar eteğinde şehir krallıkları kurarak ilk siyasi hayatı Anadolu'da başlatmışlardır. Eskipazar'ın antik devirde adı, Hadrianapolis olarak geçmektedir. Kuruluş tarihi İskender'in ölümü olan M.Ö. 323'ten sonraya rastlar. Makedonya İmparatorluğu'nun parçalanmasıyla oluşan yeni devletlerden Paflagonya Devleti, Eskipazar'ı sınırları içerisinde alır. Şimdiki Eskipazar'a 5 km. uzaklıktaki Budaklar Köyü Hacamatlar Mahallesinin bulunduğu yerde, Hadrianapolis Antik Kentinin kalıntıları vardır. Bunların içinde mahzenler, saray merdiveni kalıntıları ve hamam harabeleri mevcuttur. Sığınak ve su kanalları kalıntılarına halen rastlanılmaktadır. Bu kentin kurulduğu yerin genişliğine bakıldığında, 6 büyük merkezden birisinin olduğu hemen belli olmaktadır. M.Ö. 63 yılında buraya Romalılar hakim olmuştur. Yine Budaklar Köyü çevresindeki kalıntılarda da Romalılara ait yapılar ve mezarlar bulunmaktadır.
Hadrianapolis- Paflagonyalılar ve Romalılar devrinde önemli merkezlerden biridir. Ulaşımın Bartın ve Amasra yolu ile yapıldığı tahmin edilmektedir. Romalıları kesin yenilgiye uğratan Selçuklular, Hadrianapolisi ele geçirmişlerdir. Harap ve yıkılmış bir şekilde olduğu için Selçuklu devrinde Viranşehir adıyla anılmıştır. Budaklar Köyü Hacamatlar Mahallesindeki kalıntılardan birçok kavmin yaşadığı anlaşılmaktadır. Alt alta mezar yapıları, yine diğer barınak kalıntılarının altından diğer bir kalıntı çıkmaktadır. Bu da gösteriyor ki kent birkaç kez yıkılmış, yeniden yapılmıştır. Selçuklular devrine ait sarnıç ve kiremitten yapılmış bina kalıntıları da mevcuttur. Yatılı Bölge Okulu'nun altındaki çeşmenin suyunun tarihinin Romalılara kadar uzandığı su büzlerinden anlaşılmaktadır.
Selçukluların Moğollara yenilmesinden sonra 1309 yıllarında Selçuklu Devleti ortadan kalkmış, Viranşehir (Eskipazar), Kastamonu, Safranbolu'yu içine alan Candaroğulları'nın eline geçmiştir. 1398 yıllarında Yıldırım Beyazıt'ın Candaroğulları Beyliğini Osmanlı Devletine katmasıyla, Viranşehir Osmanlı Devletine geçmiş oldu. Osmanlı İmparatorluğu döneminde sancak beyliği (Mutasarrıflık) olan Eskipazar, Bolu'ya bağlı idi. 1324-1692 yıllarına kadar böyle kalmıştır. 1692-1811 yıllarında yapılan yeni düzenlemelerle de yine Bolu İlinin bir idari birimidir. 1811-1864 yıllarında Viranşehir bir sancak merkezi ve Bolu ile müşterek bir yönetim altında idi. Aynı yıllarda bir Mutasarrıflık ve Mültezimlik idi. Viranşehir ile Gerede arasında bulunan köyler aynı dönemde Ulak adı altında ilçe yapılmış ve Bolu'ya bağlanmıştır. 1845 yılında Abdülmecit döneminde ise kasaba teşkilatının kurulmasıyla "Mecidiye" adını almıştır.
1864 yılında vilayetlerin teşkiline ait bir Nizamname çıkarılır, eyalet sistemi kaldırılır ve vilayet sistemine geçilir. Bu dönemde Eskipazar, Kastamonu Vilayetine bağlanır. 1894 yılında çıkarılan Kastamonu Salnamesi'nde Eskipazar'a Bartın ve Safranbolu İlçelerinin bağlı olduğu, adının da Viranşehir sancağı olduğu kaydedilmiştir. 1908 yılında 2. Meşrutiyet ilan edilmiş ve dönemden sonra Eskipazar Çankırı'nın bir idari birimi olmuştur. Cumhuriyet dönemi ile birlikte bucak olmuş, pazarının eskiliği dolayısıyla şimdiki adı olan Eskipazar' adını almış ve Çerkeş ilçesine bağlanmıştır. 1930 yılında D.D.Y.'nin Karabük Demir Çelik Fabrikalarına Balans taşı getirmesiyle Eskipazar daha da hareketlenmiş ve nüfus sayısı artmıştır. Ormanlık bölgede olması nedeniyle 1944 yılında kereste fabrikası kurulmuş ve istasyonun yapılmasıyla ticaret ve yerleşim genişlemiştir. 1945 yılında Eskipazar bu artan nüfusuyla birlikte ilçe merkezi olarak Çankırı'nın ilçeleri arasında yerini almış ve 1946 yılında belediye olmuştur. 1995 yılında Karabük'ün il olmasıyla birlikte Çankırı ilinden ayrılarak Karabük'ün ilçelerinden biri olmuştur.
Tarihi Kalıntılar Asar Kalesi: Eskipazar İlçe merkezinin kuzeydoğusunda bulunan Semail köyündedir. Doğal bir kale olup, yakınında bulunduğu dere seviyesinden 300 metre yüksekliktedir. İnsan eliyle yapılmış tünellerin yer aldığı kale başka bir özellik taşımaktadır. Kaya Mezarları: Eskipazar ilçe merkezinin batısında bulunan Hadrianapolis (Viranşehir) harabeleri içinde ve çevresinde yer alır. İki sıradan oluşan Delik Kaya Mezarlarının boyutları 2x2x1 m. Ebadında olup aralarında birer ölü sediri bulunur. Tavanları kubbemsidir. Düzenli yapılmış olan Hisariçi Kaya Mezarları'nda ise tavan düzenli, oda tonozlu ve 2 m. yüksekliktedir. Roma Devri'ne ait olduğu, bulunan kitabelerden anlaşılmaktadır. Kaya Tünelleri: Semail Köyü'nde Asar Tepesi'ndedir. At nalı şeklinde tonoz biçimli sabit kayadan kesilmiş merdivenleri vardır. Dereye kadar inen ve merdivenleri olan ikinci bir tünel daha vardır.
Antik Yerleşim Yerleri: İmparator Caracalla (211-217) ve Diacletianus (284-305) ait heykel kaideleri, Zeus Kiminsteros, Demeter, Artenis Kratione Hermes kütleleri ile ilgili tapınak ve yazıtları, mezar yazıtları bulunan Kimistene, Roma İmparatorluğu döneminde önemli bir yerleşim yeri idi. Yazıtlar arasında Kimisteneliler'in Romanya'da maden işçisi olarak çalıştıklarına ait yazıtlar bulunmuştur. Kimistene yerlileri Amasra ve Bartın kıyılarına Dalmaçya kıyılarından gelerek yerleşmişlerdir. Deresemail, Hanköy, Bayındır antik yerleşim alanlarıdır. Latince ve Eski Yunanca yazılmış kitabeler, taşlar üzerine yazılmış çeşitli tasvir ve heykeller bulunmuştur.
Ovacık: İlçe antik çağlara rastlamakla beraber yüzeysel olarak çok eski dönemlerden beri bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. İlçe sınırları içinde Eti, Lidya, Paflagonyalılar, Galatlar, Roma sonraki dönemlerde ise Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin etkileri görülür. Önceleri Bizans egemenliği altında olan ilçe toprakları Alparslan'ın Anadolu'yu 1071 yılında fethiyle birlikte Türklerin eline geçmiştir. 1350 yılında Osmanlığı egemenliğine geçerek 1416 yılında Çelebi Sultan Mehmet tarafından Çankırı Sancak Beyliği Çerkeş Kazasına bağlanmıştır. İlçenin tarihi hakkındaki sağlıklı bilgiler, Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine rastlamaktadır. 1869 Kastamonu salnamesinde; 25 köyü, 2145 hanesi ve 7381 nüfus ile Çerkeş İlçesine bağlı bir bucak olduğunu 19. yüzyıl yarısında Şemsettin Sami ve Ali Cevat salnameyi doğrular nitelikte bilgiler vermişlerdir.
İlçenin Osmanlı dönemindeki ismi Ulak (Şehabettün) olarak anılmaktadır. Amasra Limanı ile Çankırı İç Anadolu arasındaki eski ticaret yolunun Çerkeş, Ovacık, Safranbolu, Bartın güzergahını takip ettiğini, bu yolun uzun ince, katırcı ve kervan yolu olduğu bilinmektedir. Ovacık, Çerkeş İlçesine bağlı bir bucak iken 19.06.1957 tarihinde ilçe olarak kurulması öngörülmüş, 01 Nisan 1959 yılından itibaren kuruluşunu tamamlayarak hukuken Çankırı İline bağlı Ovacık İlçesi olarak teşkilatlandırılmıştır. İlçe daha sonra 06.06.1995 yılında İl yapılan Karabük iline bağlanmıştır.
Tarihi Yerler: Pürçükören Köyü, Karakoyunlu Mahallesinde Lidya uygarlığına kadar uzanan kaya mezarları, Kurutma Kayası, Gözetleme Kulesi, Abdullar Köyünde, Anbarözü Köyü Cevre Mahallesinde Çatak Köyü Şıhlar Mahallesinde ve Boyalı Köyünde Türk- İslam dönemine ait camiler vardır. Ovacık İlçe merkezinde Can Baba Türbesi, Yerli Baba Türbesi ile Pürçükören Köyü Karakoyunlu Mahallesindeki türbe ile Boyalı Köyünde Horasan erenlerinden Musa Efendi Türbesi bulunmaktadır.
Gerdek Boğazı kaya mezarları Soğanlı Çayı vadisinde bulunan Pürçükören Köyü Karakoyunlu Mahallesindedir. Mezarların ilk tespiti B.Leonhard tarafından yapılmıştır. Mezarların 7. yüzyıla ve daha eskilere dayandığı tahmin edilmektedir. Mezarın genel görünümü üçgen alınlıklar içice dikdörtgenler kullanılmış ve ağaç mimarisi taklit edilmiştir. Sütun başlıkları hurma yaprağı ile süslü olup doğu mimarisinin etkisi görülür. Karain Kaya Mezarı, Pürçükören Köyü Karakoyunlu Mahallesinin güneybatısında kayalara oyulmuş dört odadan meydana gelmiştir. Kayadibi Mağarası, Karakoyunlu Mahallesinin doğu kısmında kaya içine oyularak yapılmıştır. At nalı biçiminde girişi olan mezar odasında arslan başları bulunmuştur.
Yenice: Yenice'nin tarihine ait bilgilerin başladığı dönem hemen 16.yy başlarıdır. Osmanlı Devletinin Yavuz Sultan Selim döneminde yazılmış olan Bolu Sancağı Tapu Tahrir Defterinde Yenice Bolu Sancağının bir nahiyesi olarak niteleniyor. 1692 yılında, Bolu Sancağının kaldırılarak bölgenin Kastamonu Sancağı'na bağlandığı belirtilmektedir. 19.yy başlarında 1811 yılında kurulduğu bilinen Viranşehir Sancağı döneminde Yenice, sancağın önemli bir kazası olarak ortaya çıkmaktadır. 1912 yılında nahiye olmuş ve 1953 yılında Karabük'ün ilçe oluşuyla, Karabük'e bağlı bir bucak olmuştur. Yenice 1987 yılında Zonguldak ilinin bir ilçesi ve 1995 yılında Karabük'ün il olmasıyla birlikte Karabük'e bağlanmıştır.
Tarihi Yerler: Çengeller Köyünde Fındıktepe mevkiinde Bizans dönemine ait kilise kalıntıları, Gökbel Köyü Hamazkralı mevkiinde tümülüs, Yenice Merkez Demirciler Mahallesinde Antik yapı kalıntısı bulunmaktadır. Karabük ili Maden ve Enerji Kaynakları: Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan Karabük ili, tarihi Safranbolu evleri ve antik kentleri ile bir turizm cennetidir. Türkiye'nin ilk demir-çelik entegre tesisi, Karabük ilinin coğrafi konumu, maden kömürü havzasına ve sahile yakınlığı, demir yolu güzergahında bulunuşu ve stratejik uygunluğu nedeniyle burada kurulmuştur. Bu nedenle il bir sanayi şehri olarak doğmuş demir ve çelik alanında faaliyet gösteren çok sayıda sanayi sektörü gelişmiştir. Son yıllarda ise önemli mermer (traverten) rezervleri tespit edilerek işletmeye açılmış, mermer işleme tesislerinin kuruluş çalışmaları hızlanmıştır.
İl sınırlarının güneyinden Kuzey Anadolu Fayı geçer. Genel Müdürlüğümüzün Karabük ili ve yakın çevresinde yaptığı çalışmalar sonucunda metalik madenler bakımından herhangi bir cevherleşmeye rastlanmamıştır. Ancak ilde önemli endüstriyel hammadde kaynakları ortaya çıkarılmıştır. Bunlar başta dolomit ve kuvarsit olmak üzere traverten (mermer), feldspat ve bentonit olarak sayılabilir. Endüstriyel hammadde yatak ve zuhurları Eskipazar, Eflani ve Merkez ilçede yoğunlaşmıştır. Eskipazar ilçesi dolomit, traverten ve bentonit yataklarına ev sahipliği yaparken, kuvarsit yataklarına sadece Eflani ilçesinde rastlanmaktadır.
Merkez ilçede de feldspat ve dolomit yatakları yer almaktadır. Eflani ilçesindeki kuvarsit yataklarında % SiO2 içerikleri 97.48 ile 98.29 arasında değişen toplam 100.162.000 ton görünür+muhtemel rezerv belirlenmiştir. Eskipazar ilçesindeki iyi kalitedeki traverten yataklarının toplam rezervi 7.360.000 m3'tür. İlçede aynı zamanda ağartma toprağı olarak kullanılmaya elverişli 40.000 ton mümkün rezerve sahip bentonit oluşumları bulunmaktadır.
Ayrıca Sofular sahasında da %30.66 CaO ve % 20.73 MgO içerikli 236.250.000 ton rezerve sahip dolomitler yer almaktadır. İldeki bir diğer dolomit yatağı Merkez ilçedeki-Balıkısık sahasıdır. Yatakta %19.77 MgO ve % 1.56 SiO2 içerikli 4.078.000 ton görünür+muhtemel dolomit rezervi tespit edilmiştir. Merkez ilçe aynı zamanda feldspat oluşumu bakımından da önem arz etmektedir. İlçede Filyos Çayı yöresinde % 12,5 K2O ve % 18 Al2O3 içerikli feldspat oluşumlarının mümkün rezervi 217 milyon tondur. İl genelinde bilinen bir diğer feldspat oluşumu ise ortalama % 4.96 toplam alkali, % 12.39 Al2O3 ve % 1.94 Fe2O3 içerik ve 6.250.000 ton görünür rezerve sahip Yenice ilçesindeki feldspat sahasıdır.
Jeotermal: Eskipazar-Akkaya'da kaplıca amaçlı kullanılmaya uygun 26-33 ºC sıcaklıkta ve 4,8 lt/sn debili kaynak vardır. Sondajlarda 37 ºC sıcaklık, 40 lt/sn debi ve 0,33 MWt termal güce sahip akışkan görünür hale getirilmiştir. |
|
|