| Japonya |
Japonya bir takım adalar ülkesidir, ülke esas itibariyle dört büyük adadan oluşur: Hokkaido, Honşu (Honshu), Şikoku (Shikoku) ve Kyuşu (Kyushu). Bu adalar, kuzeyden güney batıya doğru bir yay şeklinde uzanır. Adalar birbirlerinden dar boğazlarla ayrılır.
Tarihî: ülkenin tarihî, M.Ö. 660 yıllarında ilk imparatorluk dönemi ile başlar. Japonya, 1192'de krallık rejimine geçti. 1542'de Portekizli tüccarlar, Japonya' ya kadar giderek Japonlar'la ilişki kurdular; ancak ülkede 1636'da Avrupalı tacirlerle ticarî ilişkiler yasaklandı. Daha sonraki yıllarda Avrupa ve Amerikan gemileri, ticaret yapmak amacıyla ülkeye gelmeye başladılar. Sonuçta Amerika ile ticarî ve diplomatik ilişkiler kuruldu. 1. Dünya Savaşı'nda Japonya, çevresindeki birçok adayı işgal etti. |
1931 'de Çin'in Mançurya Bölgesi'ni, 1937'de ise sahildeki büyük kentlerini ele geçirdi. 1940'da 2. Dünya Savaşı'na girdi. 1945'de Japon kentleri, Amerikan uçakları ile bombalanmaya başlandı. Hiroşima (6 Ağustos 1945) ve Nagasaki (14 Ağustos 1945) kentlerine atom bombası atıldı ve bundan altı gün sonra Sovyetler, Mançurya'ya girdiler. Bu ağır kayıplardan dolayı Japonya teslim olmak zorunda kaldı. Toprak kaybına uğrayarak bugünkü sınırlarına çekildi, ülke 1960'lı yıllardan itibaren hızlı bir şekilde sanayileşmeye başladı.
Yüzey şekilleri: Japon adalarının bulunduğu saha, dünyada deprem ve volkan olaylarının çok sık olarak oluştuğu engebeli bir yerdir. Burada Japon levhası ile Asya levhasının çarpışması sonucu Japon adalarının doğusunda derinliği 10 bin m'yi aşan derin hendekler oluşmuştur. Özellikle 3. Jeolojik Zaman'ın ortalarında başlayan ve 4. Jeolojik Zaman'da da devam eden volkanlardan çıkan lâvların birikmesi ile en az 60 kadar volkan konisi meydana gelmiştir. Bunlardan Fuji yanardağı, ülkenin en yüksek zirvesini oluşturur. Zaman zaman meydana gelen depremler ve depremin okyanusta oluşturduğu azgın dalgalar (Tsunami) önemli tahribat yapmaktadır. Meselâ ülkede, 1923 ve 1993'de şiddetli depremler sonucu oluşan şiddetli dalgalar kıyı bölümündeki yol, köprü, mesken ve tarım alanlarına büyük zarar vermiştir.
Çok eğimli sahalardaki kısa boylu akarsularda, şiddetli yağışlar sonucunda taşkın ve seller oluşmaktadır. Bu nedenle son yıllarda elektrik enerjisi üretmek ve taşkınları kontrol altına almak için akarsular üzerine çok sayıda küçük barajlar yapılmıştır.
İklimi ve bitki örtüsü: Hokkaido adasının dışında ülkede muson ikliminin etkisi görülür. Yaz döneminde Büyük Okyanus'tan gelen sıcak ve nemli hava kütleleri yağış bırakır. Ülkeyi kışın Sibirya'dan gelen soğuk hava etkiler. Kuzey ve güneyden gelen hava kütlelerinin Haziran ve Temmuz ile Eylül ve Ekim aylarında karşılaşması sonucu şiddetli yağışlar oluşur. Tropiklerden kaynaklanan tayfun ve harikeyn denilen şiddetli rüzgârlar, zaman zaman ülkeyi etkileyerek şiddetli yağışlara yol açar.
Japonya'nın güneyinde subtropikal daimî yeşil ve yaprağını döken ormanlar, kuzeyinde ve yüksek sahalarda ise iğne yapraklı ormanlar yetişir. Ülkede çok sayıda millî park ve tabiatı koruma alanı vardır.
Nüfusu ve yerleşmesi: Moğol ırkından olan Japonya halkı, homojen bir yapı gösterir. Ancak ülkeye son zamanlarda göçlerle gelmiş azınlıklıklar da vardır. 19. yüzyılın ortalarında Japonlar, Hokkaido Adası'nda kolonileşmeye başlamış¬lardır. 1945'ten önce Japonlar, Tayvan ve Kore'yi ele geçirmişler ve buradaki halkın bir bölümünü Japon hüviyetini almıştır. Bu durum ülkede sosyal ve politik problemlere neden olmaktadır. Son yıllarda Japonya'nın sanayileşmesine bağlı olarak Filipinler, Pakistan ve Bangladeş ülkelerinden işçi göçü olmaktadır. Bu ülkelerden gelen işçilerin bir bölümü yasal olmayan yollardan çalıştırılmaktadır.
Japonya dünyanın nüfus yönünden kalabalık ülkeleri arasındadır. 1872'de 35 milyon olan nüfusu, son yıllarda hızla artarak 125 milyonu aşmıştır. 1900-1960 yılları arasında % l'i aşan nüfus artışı, son yıllarda % 0,6'ya düşmüştür.
Japonya'daki sanayileşmeye ve bunun sonucu hizmet sektöründeki gelişmeye bağlı olarak hızlı bir kentleşme başlamıştır. Büyük kentler, deniz ulaşımına elverişli kıyılarda gelişme göstermiş ve bunlar birbirlerine köprülerle bağlanmıştır. Japon halkının yandan fazlası büyük kentlerde yaşamaktadır. Tokyo, Yokohama, Osaka, Nagoya ve Kobe önemli metropol alanları oluşturur. Küçük adalarda liman ve balıkçı kentleri görülür. Örneğin Okinava adalarında Naha bunlardan biridir.
|
Ekonomisi: İngiliz, Portekiz ve Hollandalı tüccarlar, 17. yüzyıldan itibaren Japonya ile ticari ilişki kurmuşlardır. Bu durum ülkede, ticaretin gelişmesi açısından âdeta bir dürtü olmuştur. 20. yüzyılın başlarında hızlı bir ilerleme başlamıştır. Sanayi ürünleri üretiminde altı misli, tarım ürünlerinde de iki misli artış olmuştur. Savaşlar ve ekonomik krizlere rağmen çalışkan halkı sayesinde her alanda gelişmesini devam etttirmiştir.
Sanayileşmiş ülkeler arasında yapılan bir değerlendirme, Japonya'nın beklenenden fazla bir gelişme gösterdiğini ortaya çıkarmıştır.
1945'ten sonra 35 yıl içinde Japonya, dünyada ekonomik açıdan 2. ve millî gelir yönünden 4. duruma gelmiştir. 2. Dünya Savaşı'nı kazanan Fransa, Birleşik Krallık gibi sanayileşmiş ülkeler, Japonya kadar gelişme gösterememiştir. |
Japonya, 2. Dünya Savaşı sonunda önemli ölçüde ham madde temin ettiği Mançurya, Kore ve Tayvan'ı kaybetmiş; ülkedeki sanayi tesisleri harap olmuş ve üretimi önemli ölçüde düşmüştür. Tüm bunlara karşın önemli ekonomik tedbirler alarak, tarım alanında reformlar yaparak, liberal bir sistem kurarak, hızla gelişmesini sürdürmeye devam etmiştir. Kişi başına düşen millî gelir 1946'da 17 ABD Doları iken, dört yıl sonra 132 dolara çıkmış; son yıllarda da 31 bin doları aşmıştır. Bilhassa sanayi alanında özel sektör yatırımlarının artması ve yeni teknolojik buluşların devreye sokulması ile kaliteli ve ucuz mal üretimi artmış; dünya pazarlarında Japon mallarının rekabet gücü yükselmiştir.
Dağlık olan ülkenin ancak yedide biri tarıma uygundur. Öteden beri Japon çiftçisinin en önemli gelir kaynağının başında pirinç gelir. Ayrıca sentetik ipek bulununcaya kadar ipek böcekçiliği de önemli gelir kaynakları arasındaydı. Ülkede buğday, arpa, mısır, mercimek, darı ve patates de yetiştirilir. Sanayi bitkilerinden çay, şeker pancarı ve soya fasulyesi üretilir. Ormanlardan oldukça fazla miktarda kereste elde edilir. Ülkede hayvancılık da gelişmiştir; ancak hayvansal ürünler, ihtiyacı karşılamamaktadır, ülke, ileri teknoloji ile donatılmış bir balık avlama filosuna sahiptir.
Japonya, yeraltı kaynakları ve ham madde açısından zengin değildir. Mevcut maden yatakları; bakır, kurşun, çinko, altın, gümüş ve kalaydır. Doğal gaz yatakları yönünden zengin olmasına karşın petrol yönünden fakirdir. Bu nedenle dışarıdan önemli mikarda petrol alır ve ithalâtının % 30'unu petrol oluşturur. 974 milyar kw saat (2004 yılı) yıllık enerji üretimi, termik, hidroelektrik ve nükleer santrallerden sağlanır.
Japonya, dünyada en fazla ihracat yapan ve ödemeler dengesi pozitif olarak kapanan bir ülkedir. Toplam ihracatının üçte birini ABD'ye yapmaktadır; bunu Çin, Güney Kore, Tayvan, Hong Kong izlemektedir. İthalâtını ise Çin, ABD, Güney Kore, Avusturalya, Endonezya, Suudî Arabistan'la yapmaktadır. Ekonomik yönden güçlü ve sanayi ürünlerinin fazla olması nedeniyle dünya pazarlarının üçte biri Japonya'nın kontrolü altındadır. Dünya para piyasaları ve borsalarında söz sahibidir.
Japonların satın alma gücü fazladır. Ülkede iki kişiye bir otomobil ve televizyon düşer. Günde 50 milyondan fazla gazete satılır. Meselâ bir gazetenin sabah baskısı 7,5 milyon, öğleden sonraki baskısı da 4,5 milyondur. Liman ve deniz taşımacılığı açısından dünyada önde gelmektedir. Mükemmel bir kara yolu ve demir yolu ağına sahip olup manyetik yastıklı raylar üzerinde çalışan çok süratli trenler sefer yapmaktadır.
Ülkemizle Japonya arasında kültürel ve ticarî ilişkiler iyidir. Japon ve Türk ortak yapımı bazı sanayi tesisleri (otomotiv) kurulmuştur. Japonya'dan deniz taşıtları, televizyon, otomobil, dikiş makinası ve motor silindirleri almaktayız. Bu ülkeye demir-çelik kütükleri, domates konservesi, kolemanit, tütün ve bakır satmaktayız. |
|
|