Bartın
|
Bartın ırmağını oluşturan Kocaçay ve Kocanaz çayının yeşil bir örtüye sararak üç taraftan kucakladığı şirin tepecikler üzerinde ve denizden 12 Km. içeride kurulmuştur. Yüzölçümü 1151 km2, ortalama yükselti 25 m'dir. Bartın, 700 yıllık Kilise binası, 100-300 yıllık camiler, köprüler, hanlar, hamamlar, ve yakın tarihi özetleyen birer tabloyu andıran ahşap Bartın evleri, geleneksel Garıla Pazarı ve düğünleri, yüzyılların desenlerini gümüş pırıltılı ışıklarla yansıtan el sanatlarından Telkırma yazmalar, seçkin yöre mutfağı ve çilek festivali gibi tarihi, kültürel ve folklorik değerleri, deniz, ırmak, mağara, yayla ve av turizmine olanak sağlayan ilginç doğal değerleriyle beğenilir. Karadeniz Bölgesinin batı bölümünde, 410 -53' kuzey enlemi ile 320 -33'doğu boylamı arasında yer alır. Kuzeyini 59 km.lik sahil şeridiyle Karadeniz çevrelerken, doğuda Kastamonu, doğu ve güneyde Karabük, batıda ise Zonguldak illeriyle komşudur. |
Bartın; doğu, batı ve kuzeyden yüksekliği 2000 m.yi geçmeyen dağlarla çevrilidir. Dağlar, yüksek olmamakla birlikte oldukça dik, sahillere doğru sarp ve kayalıktır. Yüzölçümü 2143 km2 olup, ortalama yükselti 25 m.dir.
En önemli dağları; Aladağ, Kocadağ, Karadağ, Kayaardı, Karasu ve Arıt Dağlarıdır. Kent merkezini batıdan Aladağ, kuzeyden Karasu dağları ve doğudan Arıt Dağları kuşatmaktadır. Halatçıyaması, Orduyeri, Kırtepe ve Ömertepesi kentin üzerine kurulduğu dört önemli tepedir. Bartın Irmağı ve kolları tarafından derin bir biçimde parçalanan arazi çok engebeli bir görünümdedir. Irmağın genişlediği alanlarda ve dağların oldukça dik yamaçları arasında dar ve derin vadiler yer alır. Kent merkezlerine inildikçe düz ovalar artmaktadır. Bartın'ın en önemli yaylaları; Uluyayla, Ardıç, Gezen ve Arıt yaylalarıdır. Arıt yaylası, Küre Dağları Milli Parkı içerisinde yer almaktadır. Bartın'ın en önemli akarsuyu, M.Ö.'ki yıllarda Parthenios adı ile anılan ve kente adını veren Bartın Irmağı'dır. Şehir merkezinde Gazhane Burnu'nda birleşen Koca çay ve Kocanaz çayının oluşturduğu ırmak, 15 Km. akarak Boğaz mevkisinde Karadeniz'e ulaşır.
Kocanaz çayı; güneyden doğup Kozcağız'dan kuzeye doğru akarken, Koca çay; Kastamonu'dan gelip Ulus'tan geçen Göksu ve Eldeş Çayları (Ulus Çayı) ile bunlara katılan derelerden oluşur.
Arıt ve Mevren Derelerinden oluşan Kozlu Çayı ile birleşen Kışla Deresi, Akpınar ve Karaçay Dereleri Kocaçay'ı besleyen akarsulardır. Diğer önemli akarsuları; Kurucaşile topraklarında doğan ve Karadeniz'e ulaşan Kapısuyu ve Tekkeönü Dereleri ile Ulus-Uluyayla'yı sulayan Ovaçayı ve İnönü dereleridir. Bartın Irmağı; üzerinde 500 tonluk gemilerle Karadeniz'den kente kadar ulaşım yapılabilen en düzenli akarsudur. Akış hızı saatte 720 m. olup, denize her yıl 1.000.000.000 m3 su akıtmaktadır. Bartın'ın 2143 km2 olan yüzölçümünün %46'sını ormanlar, %35'ini tarımsal alanlar, %7'sini çayırlar ve meralar, %12'sini de kültüre elverişsiz alanlar ve yerleşim merkezleri kaplamaktadır. Bitki coğrafyası bakımından oldukça karışık bir durum gösteren Karadeniz bölgesinde; hem Karadeniz, hem de Avrupa-Sibirya bitki coğrafyasına ait bitki grupları ve türleri görülebilmektedir. Bartın'ın bitki örtüsünde geniş yer tutan ormanlar genellikle yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşur.
Sahil boyunca 600 m. yüksekliğe kadar olan alanın karakteristik ağaçları; Meşe, Kayın ve Gürgen'dir. Sahilden içeride ve 1500 m.den yüksek kesimlerde; Kayın, Kestane, Köknar ve Çam türleri, sahil şeridinde de Ceviz, Kestane ve Fındık plantasyonları yaygındır.
Diğer ağaç ve bitki türlerini ise; Kızılcık, Muşmula, Böğürtlen, Ihlamur, Kuşburnu, İncir, Adaçayı, Kuşkonmaz, Defne, Sarmaşık, Zakkum, Ormangülü, Eğreti, Yasemin, Kurtbağrı, Alıç, Çançiçeği, Papatya, Hinduba, Sütleğen, Ayrık, Yonca, Üçgül, Sinirotu, Çuhaçiçeği, Kavak, Menengiç, Sumak, Sakız, Yapışkanotu, Yavşan, Çobançantası, Laden, Selvi, Kocayemiş, Dönbaba, Funda, Abdestbozan, Katırtırnağı, Arapotu, Çirişotu, Kekik ve yüzlerce alt flora oluşturur. Toprak karakteri ve iklimi bağ-bahçe tarımına uygun olan yörenin ürün deseni arasında; tarla ürünleri ile sebze ve meyve türlerinin hemen hemen tümü sayılabilir. Ayrıca; son yıllarda adına festival düzenlenen kaliteli Çilek yetiştiriciliği dikkat çekmektedir. Bartın'da Bern sözleşmesi gereği koruma altına alınmış bitki türü bulunmamaktadır. Bartın'ın faunasını çift yaşamlılar, sürüngenler, memeliler ve kuşlar oluşturur. |
İLÇELER: AMASRA: Adını, Kraliçe Amastris'den alır. Bartın'ın kuzeyinde dik yamaçları Karadeniz'le buluşturan bir yarımada ve iki ada üzerine kurulmuştur. Yüzölçümü 120 km2 .'dir.
M.Ö. 14.Yy.da Gaskalar ve 13.Yy.da Hititlerden sora 12. Yy. sonlarında Bithynie Bölgesindeki Bartın'a Frigler, Paphlagonie Bölgesindeki Amasra'ya Fenikeliler yerleşti. Fenikeliler; Amasra (Sesemos), Ereğli (Heraklia), Sinop (Sinope) ve Tekkeönü'nde (Kromna) ilk Sayda Kolonilerini oluşturdular.
9. yy.da Akdeniz'deki güç dengelerinin bozulmasıyla Fenikeliler ve ortakları Karyalılar Amasra ve Kromna'yı terk etti. Karanlık geçen yüzyıllık bir dönemden sonra, 7.yy. başlarında bölgeye bu kez İonların soyundan gelme Megaralı göçmenler yerleşti. |
Amasra ve Kromna da diğer Karadeniz siteleri ile birlikte İon (Millet) Kolonisine katıldılar. Bölge, 7.yy. sonlarında Kimmerlerin, 6.yy'da Lidyalıların, 547 yılında da Perslerin hakimiyetine girmesine karşın; Karadeniz kolonileri uzun süre bu statülerini korudular.
334 yılında Perslerin hakimiyetine son veren Makedonya Kralı İskender, Bartın ve Ulus'un yönetimini General Eumenes'e, Amasra ve Tekkeönü'nün yönetimini de Frigya Satrabına bıraktı. M.Ö. 12. Yy.'dan beri Sesamos adıyla anılan kent, 302-286 yılları arasında Kraliçe Amastris tarafından yönetildi ve kraliçenin adını aldı. Pers Kralı 3.Dareios'un yeğeni ve Makedonya kralı İskender'in baldızı olan Kraliçe Amastris, İskender'in komutanlarından General Krateros'la evlenerek Makedonya'ya gelin gelmişti. M.Ö.322 yılında Ereğli Tiran'ı Dionysios'la, 302 yılında da Trakya kralı Lysimachos'la evlenmiş; evlilikleri uzun sürmeyince de Amasra'ya yerleşerek oğulları adına Amasra'nın yönetimini üstlenmiş, 286 yılında oğulları tarafından bindiği gemi batırılmak suretiyle öldürülünceye kadar burada yaşamıştı.
Kraliçe Amastris; 16 yıllık iktidarında (302-286), Amasra'da Tium (Filyos-Hisarönü), Kromna (Tekkeönü-Hisar) ve Kytoros (Gideros) sitelerinden oluşan bir şehir devleti (Symoikismos Siteler Birliği) kurmuş, 295 yılında bağımsızlığını duyurarak adına paralar bastırmış, kenti sanatsal ağırlıklı yapılarla donatmıştı. Amasra ve Bartın çevresi; yöredeki savaşlar sonrasında 279 yılında Pontus krallığının, M.Ö. 70- M.S. 395 yılları arasında Roma, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizans İmparatorluğunun egemenliğine girdi ve uzun yıllar Bizans'ın hakimiyetinde kaldı. Roma Döneminde, Bitinya ile Pontus'un Paflagonya'daki bölümü Bitinya-Pontus Eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra da bu Eyaletin Pontus bölümü Başkenti oldu.
1084 yılında, Selçuklu himayesinde yörede kurulan Türk Emirliği; 1086 yılında Süleyman Beyin ölümü ve 1096 yılında başlayan 1. Haçlı Seferleri sonrasında ciddi sıkıntılar yaşadı. Haçlı müttefiklerle Bizans arasında yapılan anlaşma ile başta Amasra, Sinop ve Ereğli olmak üzere İstanbul'dan Samsun'a kadar tüm Karadeniz sahili yeniden Bizans'ın hakimiyetine girdi. Bizans İmparatoru M. Paleologos, 1261 yılında, karşılaştığı güçlükleri göğüslemek için Cenovalılardan yardım istedi. Buna karşılık, Galata'da bir ticaret üssü kurmalarına izin verilmesi ve 1261 yılında yapılan Nymphaion Anlaşması'yla da Karadeniz'deki birkaç limanla birlikte Amasra'nın da kullanımını da Cenovalılara bırakması Amasra'nın kaderini değiştirdi. Amasra, gittikçe gelişen bir Ceneviz Kolonisi oldu. Cenovalılar, çevre yönetimlerle kurdukları dostluklar sayesinde uzun süre bu statülerini koruyup 1460 yılına kadar 200 yıl Amasra'ya hâkim oldular. Amasra; M.Ö. 12.yy'da Fenike ve 7.yy'da Miletos (İon) kolonisi, Amastris döneminde Symoikismos Siteler Birliğinin, Roma döneminde (M.S.70-395) Paflagonya Eyaletinin, sonraları bu eyaletin Bitinya-Pontus bölümünün merkezi, Bizans döneminde (M.S.1261 - 1460) Ceneviz kolonisi, tarih boyunca hem askeri bakımdan önemli bir üs hem de esir ticareti yapılan, kereste, şimşir, ton balığı ve kürk ihraç eden ticari bir liman kentidir. Fatih Sultan Mehmed'in, "Lala, lala Çeşm-i Cihan bu m'ola" dediği Amasra, keşfedilmeyi bekleyen tarihi ve doğal sırlarıyla "Uyuyan Prenses"e benzetilir.
Amasra, 1940'lı yıllarda Ev pansiyonculuğu ve çadır kampçılığına öncülük eden ve "Ülkemizde Turizmin başladığı yer" olarak bilinir.
Kurucaşile: Bartın'ın kuzey doğusunda zeytin ve sandal burunları ile sınırlanan koylar üzerine kurulmuştur. Yüzölçümü 159 km2.'dir. Tarihi adı, "Uç halkı" anlamına gelen Kromna'dır. İlyada'da anılan Paphlagonia bölgesinde Amasra ile aynı kaderi paylaşan antik kentlerimizdendir.
Eski yerleşim merkezi Tekkeönü köyü olarak bilinir. Kromna tarihine; Tekkeönü kalesi, kale içindeki Mahzen, Galeri ve Kayakuyuları ile Tekkeönü köyünde bulunup Amasra müzesinde sergilenen ve üzerinde Amazon portreleri taşıyan sikkeler, yazıtlı taş ve sütunlar gibi buluntular tanıklık ederler.
Kurucaşile ve birer balıkçı köyleri olan Tekkeönü ve Kapısuyu; Osmanlı Donanmasının Kalyon ihtiyaçlarını karşılayan Tersaneler diyarıdır. Bu gün de babadan oğula öğretilerek günümüze ulaşan ahşap yat ve tekne yapımcılığıyla bu ününü sürdürmektedir.
Kurucaşile'de geçmişi günümüze taşıyan tarihi ve folklorik değerler yanında, birbirinden ilginç turizm aktivitelerine olanak sağlayan; Kurucaşile, Tekkeönü, Kapısuyu, Karaman ve Çambu koyları, Gölderesi Şelalesi, Kümes-Akkaya Perikayaları, Kanyon ve Düdeni olağanüstü güzellikler sergiler.
ULUS: Bartın'ın doğusunda, Ulus ve Eldeş çaylarının birleştiği bir vadide kurulmuştur. Yüzölçümü 713 km2' dir. Adını, Bozulus Türklerinden alan Ulus, Bartın'la aynı tarih ve kültür derinliğini yaşamıştır.
Ulus; varlığıyla övündüğü doğa harikası Uluyayla, Ardıç ve Gezen yaylaları, yöreye büyüleyici bir çekicilik kazandıran Ulukaya Şelalesi ve kanyonu, mağaraları, düdeni, avlakları ve birbirinden ilginç doğal güzellikleriyle beğenilir.
KUŞKAYASI YOL ANITI: Amasra - Bartın karayolu üzerinde, Amasra'ya 4 km uzaklıktaki Kuşkayası mevkisindedir. Roma İmparatoru T. Germanious Claudius zamanında Doğu Eyaletleri İnşa Ordusu Komutanlığı yaptıktan sonra yaşam boyu Bitinya - Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aguilla tarafından M.S. 41-54 yıllarında yaptırılmıştır. Roma yol ağının bir parçası olan ve İmparatorun anısına yaptırılan bu anıt; yufka kabartma tekniğiyle kayalara oyulmuş Kral heykeli ve Roma Hâkimiyet Kartalı ile birbirini tamamlayan iki kitabe, oturma sedirleri ve kaya nişlerini kapsamaktadır. Anıta ait, Kral Heykeli ve Hâkimiyet Kartalı'nın başları tahrip olmuştur. Birisi kral figürünü çevreleyen Niş'in üstünde, diğeri kabartmalardan uzakta ve batıda bulunan birbirini tamamlayan kitabelerde; "Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına, İmparator Germanious'un yüceliği için G.J. Aguilla dağı yardı ve bu dinlenme yerini kendi özel ödeneği ile yaptırdı" ifadeleri bulunmaktadır. Eni 5 m.yi bulan Roma karayolunun son izleri bu anıtın önünde, yüzyıllarca kullanımın aşınmışlığı ile görülürken, anıtın yapıldığı zaman yanında muhtemelen bir Anıtsal Çeşme'yi (Nymphaion) de kapsadığı, fakat zamanla bu çeşmenin yıkıldığı kalıntılardan anlaşılmaktadır. Ayrıca; Roma Dönemine ait, aynı mahiyette, fakat çok sade bir anıtın izleri de Amasra'ya hâkim Savrankaya Tepesi'nde görülmektedir.
BARTIN İLİ MADEN VE ENERJİ KAYNAKLARI: Bartın ili, Anadolu Yarımadası'nın kuzeyinde ve Batı Karadeniz coğrafi bölgesinde yer alır. Bartın ili sahip olduğu jeolojik yapı gereği özellikle taş kömürü ve endüstriyel hammadde yatakları için uygun bir oluşum ortamı sunmaktadır. İl ve yakın çevresinde yapılan çalışmalar sonucunda taş kömürü, bazı endüstriyel hammadde yatak ve zuhurları ortaya çıkarılmıştır. Yapılan çalışmalara göre bilinen metalik maden yatağı yoktur. Endüstriyel hammadde bakımından ildeki en önemli madenler başta kuvars kumu ve kuvarsit olmak üzere şiferton ve dolomittir. Şiferton yatakları Amasra ilçesinde yer alırken, Kurucaşile ilçesi kuvars kumu, kuvarsit ve dolomit bakımından önem arz etmektedir. Kurucaşile'deki dolomitlerin tenörü % 59,5-62 CaCO3 ve % 33-41 MgCO3 olarak belirlenmiştir. Şiferton, Amasra ilçesinde taş kömürü yataklarında bulunmaktadır. Buradaki yatakların toplam görünür+muhtemel+mümkün rezervi yaklaşık 65 milyon tondur.
Kurucaşile'de Kömeç Köyü Sahasında % 95-98 SiO2 tenörlü, 2.488.000 ton görünür, 4.975.000 ton muhtemel kuvars kumu rezervi tespit edilmiştir. Ayrıca ilçe kuvarsit yatakları bakımından da zengin olup, cam ve döküm kumu olarak kullanılmaya elverişli bu kuvarsitlerin % SiO2 içerikleri 88 ile 99 arasında değişmektedir. Endüstriyel hammaddeler ve taş kömürünün dışında bilinen metalik maden ve jeotermal kaynak yoktur. Taşkömürü rezervi 166 milyon görünür ve muhtemel rezerv vardır. |
|
|