Artvin
|
Artvin, Karadeniz Bölgesinin en doğusunda yer alır.
Artvin topraklarının % 51'ini yaylalar ve % 54'ünü ormanlar oluşturur.
Artvin'de, irili ufaklı çok sayıda göl vardır. Bunların çoğu buzul vadilerinin diplerinde oluşmuştur. Önleri moren yığınıyla dolu olan bu göller derindir. Çoğunda bol alabalık bulunan ve doğa harikası olan bu göllerin en önemlileri, Şavşat ve Borçka'da bulunan, Karagöl adıyla anılan göllerdir.
Artvin'de yöre halkı tarafından isimlendirilmiş olan göllerden Sedeva gölü üzerinde büyüklüklerine göre 20- 150 metre kare arası 8 ayrı yüzen ada ortaya çıkarılmıştır. Muasıl ve Posta gölünde 2 şer yüzen ada tespit edilmiştir. |
Engebeli bir araziye sahip olan ilde yetişmeyen sebze ve meyve yok gibidir. Hemen hemen her şey yetiştirilir. Örneğin çok lezzetli zeytin yetişir.
Artvin İlimizle özdeşleşmiş olan Çoruh Nehri, yıllık ortalama 6,3 Milyar m3 lük akış hacmine sahip olup, Nehrin toplam uzunluğu 431 km.dir. Çoruh Nehri'nin 410 km.lik kısmı Ülkemiz sınırları içerisinde, 21 km.lik kısmı ise Gürcistan sınırları içerisindedir. Bayburt İlindeki Mescit dağlarından doğup Gürcistan'ın Batum İlinden Karadeniz'e dökülen, Türkiye'de en fazla erozyona maruz kalan havzalardan biridir. Ülkemizin en hızlı akan nehridir.
Artvin ili sınırları içerisinde, Çoruh Nehri ana kolu üzerinde 5 adet baraj projesi olup, Muratlı, Borçka, Deriner, Artvin ve Yusufeli Baraj ve HES Tesisleridir. Berta çayı kolu üzerinde ise Bayram ve Bağlık Barajları yer almaktadır. 13 adet özel yatırımcıya HES lisansları verilmiştir(DSİ). Yatırım ve uygulama programında yer alan 6 adet barajın bitirilmesi sonucunda üretilecek olan enerji 5,81 Milyar KW saattir. Bu da Çoruh havzasında üretilecek enerjinin % 56'sı, Türkiye'de üretilen Hidroelektrik enerjinin % 12'si, toplam enerjinin ise % 4'üdür. Çalışmalar devam etmektedir.
Enerji Hammaddeleri:
Artvin ilinin jeolojik yapısı genellikle volkanik kayaçlardan oluşmuştur. Bu nedenle enerji hammaddelerinin oluşumu yönünden uygun ortam oluşturmaz. Sadece Yusufeli ve Ardanuç yörelerinde ekonomik yönden önem taşımayan kömür zuhurları vardır. Yapılan çalışmalar sonucu 12 adet kömür zuhuru tespit edilmiştir. Artvin ilinde yer alan kömür zuhurları için bir rezerv hesabı yapılmamıştır. Küçük boyutlu olan bu kömürlerin bir kısmı eski yıllarda küçük çapta işletilmiştir. Halen iki tanesinde zaman zaman üretim yapılmaktadır.
Metalik Maden Yatak ve Zuhurları:
- 17 adet Manganez yatağı (MnO)
- 1 adet Demir yatağı ( % 42 FeO)
- 5 adet Bakır ve Molibden yatağı (Bakır tenörü çok düşük) - 2 adet Altın sahası ( % 4 Au )
- 16 adet masif türü yataklanmış Bakır yatağı (Murgul % 3,4)
- 9 adet damar tipi yataklanmış Bakır, Çinko ve Kurşun yatağı
- 4 adet damar tipi yataklanmış Bakır ocakları
- 12 adet damar Bakır ve Çinko yatağı
- 5 adet damar Çinko ve Kurşun yatağı mevcuttur.
Görüldüğü gibi metalik maden olarak zengin bir ilimizdir. Tabi ki Bakır yatakları en çok Murgul ilçesinde mevcuttur. Murgul'daki Karadeniz Bakır İşletmeleri özel bir şirkete satılmıştır. Üretime aralıklı olarak devam edilmektedir.
Endüstriyel Hammadde Yatakları:
Artvin; Endüstriyel hammadde açısından önemli bir potansiyele sahip değildir. Sadece çimento ve kireç hammaddesi olarak kireçtaşı ile granit-mermer yatak ve zuhurları önemli rezervler oluştururlar.
MTA'nın bugüne kadar yaptığı arama çalışmaları sonucunda, 2 adet Seramik sanayinde, 6 adet İnşaat sanayinde ve 1 adet Kimya sanayinde kullanılabilecek toplam 9 adet yatak ve zuhur saptanmıştır.
Seramik sanayi hammaddelerinden feldspat ve kil yatağı Artvin çevresinde yer alır. İnşaat sanayi hammaddelerinden kireçtaşı yatakları; Hopa-Cankurtaran ve Ardanuç çevresinde, mermer ve granit-mermer yatakları ise; Şavşat-Karçaldere ve Yusufeli-Sarıgöl yöresindedir. Kimya sanayi hammaddelerinden grafit ise; Artvin-Narlık yöresinde yer alır.
Artvin ili dâhilinde 9 adet debisi az maden suyu kaynağı; Borçka- Balcı ( 32 derece) ve Şavşat- Çoraklı ( 36 derece) 1litre/ saniye debileri olan sıcak su kaynağı veya kaplıca tesisleri vardır. Ayrıca 6 adet Taş ocağı ve 9 adet Kum- Çakıl ocağı faaliyettedir. |
Kafkasör Şenlikleri ve Boğa Güreşleri:
Her yılın Haziran ayının üçüncü haftası boyunca gelenek olarak düzenlenen festivalin ilginç yanı boğa güreşleridir. İlin her yanından getirilen boğalar boyun kalınlığına ve kilolarına göre sınıflandırılıp güreştirilir Bu güreşler yapıldığı tarihten itibaren, boğaların zarar görmemesi ve herhangi bir şekilde eziyete uğramamaları için dikkat edilmekte, belirli kurallar uygulanmaktadır.
Güreş sırasında güçsüz görülen boğanın çekilmesi halinde yenik kabul edilir ve güreş meydanında ayrılan bölümden ilgililerce boğa alandan uzaklaştırılırlar. Böylece Kafkasör boğa güreşleri, kendi kuralları içinde güç gösterisi olarak bir spor ve şenlik ortamına dönüşür. |
Karakucak güreşleri ve folklor gösterilerinin de yapıldığı festivalde, çevre ilçe ve köylerinden gelen halk şairlerinin atışmaları ilgiyle izlenir. Beş gün süren festival boyunca Türkiye'nin her yöresinden Artvinliler festivalde buluşur. Artvin merkeze 8 km mesafede 1250 metre rakımlı Kafkasör yaylasında bronz bir boğa heykeli bulunur.
Atabarı: ( Bahçası var Barı var )
Kurtuluş savaşı bitiminde Mustafa Kemal Atatürk, Artvin'i ziyaret eder. Artvin halkı Atatürk'ü coşku ve sevinç içinde karşılar. Artvin Barı ve Horon oynarlar. Omuz omuza oynan bu oyunlara Atatürk'te katılır. Ozanlar ve halk hep birlikte söylemeye başlarlar;
Bahçası var Barı var
Ayvası var Narı var
Atamızdan yadigâr
Bizde Atabarı var
Uzun uzun kamışlar
Ucunu Boyamışlar
Benim ala gözümü
Gurbete yollamışlar
Atabarıdır Barı
Bahçada gördüm yarı
Seslendim ses vermedi
Ağladı zarı zarı
Atatürk ile Artvin barı oynayan halk bundan sonra bu bar oyununa Atabarı demiştir.
Türkiye'nin okuma yazma oranı en yüksek ili Artvin'dir. ( % 99 )
Artvin ilimizde; Camili havzası, Borçka ve Şavşat Karagöl'leri, Yusufeli'ndeki İşhan ve Barhan kiliseleri görülebilir.
Kafkasör, Şavşat Sahara, Ardanuç Çurisbil, Meydancık Sateve festivallerini katılına bilinir. Çoruh nehri ve kollarında yaz mevsiminde Rafting sporu yapılmaktadır.
Boğa Gölü Efsanesi: Boğa gölünün kenarında hayvanlarını otlatan bir adamın boğası böğürmüş. Göl içersinden bunu işiten su boğası, gölün kıyısına çıkmış. Orada bulunan boğayla güreşmişler. Su boğası, öteki boğayı kaçırdıktan sonra yine göle girmiş. Kaçan boğanın sahibi, boğasının yenilmesini çok üzülmüş. Su boğasından öcünü almak için çareler aramış. Boğanın boynuzlarının ucuna Polat (farsça) (Türkçesi: Çelik, sağlam) boynuz takmak aklına gelmiş. Kendisi de demirci olduğu için takma Polat boynuzlar yapmış. Bir müddet boğasını iyi besledikten sonra, hayvanları ile boğasını yine aynı göle götürmüş. Göl kenarına gelen boğanın böğürmesini duyan su boğası da böğürerek sudan dışarı çıkmış ve güreşmeye başlamışlar. Fakat Polat boynuzlu boğanın ince uçlu takma boynuzları su boğasının kafasında yaralar açmaya başlamış. Yüzü gözü yara içinde kalan su boğası, canı yanmaya başlamış, kaçmak zorunda kalmış. Arkadan yetişen diğer boğa arkasına da boynuz batırmış. Su boğası kanlar içinde göle girmiş, göl kana boyanmış.
Hâlen göl içerisinde kırmızı taş ve toprağın su yüzüne aksettirmiş olduğu yol şeklindeki bir kırmızılığı, boğanın suya girdiği yer ve ondan kalan kan lekelerinin izi olduğuna inanılmaktadır.
|
|
|